Design and Programm Turan Oezcan
Site Ana Sayfa
   11 Mart 2010, Perşembe   
 
 
Arşiv >> 
 Ana Sayfa
 Alevi Öğretisi
 AGD
 Basında Alevilik
 Basında Madımak
Albümler
Videolar
Yazarlar
Ziyaretçi Defteri
Linkler
Açılış Sayfam Yap! Favorilerime Ekle!  info@alevi-du.com
  Ana Sayfa >  YAZARLAR
Miting Fotoğraf Albümü görmek için tıklayın...
Hüseyin Demirtaş
Susmayın bir gün sizi de böyle vuruverirler!

Sevgili Hrant Dink’in katil zanlıları yakalandı. Bu şüphesiz sevindirici bir gelişmedir. Katil zanlılarının ilk elden gelen bilgilere göre, bireysel olarak hareket ettiği sanılıyor.

Yani arkasında bir örgütün olmadığı ortaya çıkarsa bile şaşırmamak gerekiyor. Ama böyle olsa bile Türkiye’de Hrant Dink gibi kimi muhalif görüşleri dillendirenleri hedef tahtasına koyduranlar aklanmış olmuyorlar.

       29 Ocak 2007        18:06:43        31649   (defa okundu)             

İster katil örgütlü olsun, isterse bireysel hareket etmiş olsun bu fazla bir şeyi değiştirmiyor. Çünkü Hrant Dink gibileri katledecek insanlar bulunabiliyorsa bir ülkede, önemli olan böyle bir ortamın nasıl olup da oluştuğunu sorgulamak gerekiyor.
Bakıyorsunuz, katil zanlısı Trabzonlu. Bu kent neresidir?
Bu soru önemli. Aslında Hrant Dink’i aramızdan alacak silahın tetiğine bundan 2,5 yıl önce Trabzon’da basıldı. Orada Mersin’de yaşanan bayrak provokasyonundan hemen sonra bir basın bildirisi okumak isteyen TAYAD’lı gençlere karşı bir linç girişimi oldu. Bu girişimde bulunanlar cezalandırılmadığı gibi, bazı mülki amirler, hatta milletvekilleri linççileri öven sözler söylediler. Üstelik bir de linç girişiminde bulunan elebaşılar hiçbir ceza almazken, TAYAD’lı gençler neredeyse hapse atılacaktı. Yaptıkları sadece bir basın bildirisi okumak istemeleriydi. Arkasından yine aynı kentte başka bir linç girişimi daha meydana geldi. Buna da göz yumuldu. Yine aynı yerde bir McDonalds restaurantı bombalandı. Pek üstünde duran olmadı. Tabii bunu görenler, bir süre sonra cesaretlenip bir gence Trabzon’daki Katolik Kilisesi’nin İtalyan kökenli rahibini öldürttüler.
Bakınız nasıl da her şey zincirleme birbirini takip ediyor. Rahip cinayeti de kısa sürede sümen altı edildi. Tamam, katil yakalandı vs. ama olayın derin bağlantıları hiçte soruşturulmadı. Nasıl olsa ölen hem bir Hıristiyan hem de İtalyan’dı. Bir de misyonerlik yaptığı iddiası ortaya atıldı ki, yeme de yanında yat. Artık kim gider olayın üzerine? Tabii ki hiç kimse!
Trabzon’da böyle böyle olgunlaştı ortam. Yavaş yavaş milliyetçi/ulusalcı nefretin kalesi haline getirildi bir kent. İşte böyle yetişti pilot bölge seçilen bu fidanlıkta Hrant’ın katil zanlısı Ogün Samast gibiler.
Bakanlar, milletvekilleri, mülki amirler ve diğer devlet organları anlamadı veya anlamazlıktan geldi ama 17–18 yaşındaki bu katil zanlısı genç gibileri bile meseleyi kavradı: Türkiye’de muhalif söylemde olan herkese istediğini yapabilirsin ve Trabzon örneğinde görüldüğü şekilde pek bir ceza görmezsin. Üstelik ceza filan almadığın gibi ödüllendirilirsin ve sırtın sıvazlanır…
Tabii bu gelişmeler Trabzon’la sınırlı kalmadı. Son 3 yıldır Türkiye’nin her yerinde milliyetçi/ulusalcı bir dalga yükseltiliyor. İşte bu Trabzon üzerinden boşanan dalga Türkiye’yi nefes alınmaz hale getirdi ve sonuçta Hrant Dink’i boğdu.
Geçmişe şöyle kısa bir göz atın. 301. maddeden dolayı yargılanan başta Hrant Dink, Orhan Pamuk, Elif Şafak ve vicdani retle ilgili bir yazısı yüzünden hakim karşısına çıkarılan yazar Perihan Mağden’e yapılanları düşünün. Mahkeme salonları Avukat Kemal Kerinçsiz ve benzeri ultra milliyetçilerce işgal edildi. Bu yazar ve gazeteciler adeta mahkeme salonlarında linç edilmeye çalışıldı. Buna bazı medya organları yanında bakanlık koltuğu işgal eden Cemil Çiçek gibilerince çanak tutuldu. Cemil Çiçek’in Ermeni Konferansı düzenleyenleri, “Bizi sırtımızdan hançerlemeye kalkıyorlar” dediğini de dikkate alın, resim tamamlanır. O nedenle Cemil Çiçek, Hrant Dink’in katledilmesine neden olan ortamın oluşmasından birinci derece sorumludur ve derhal görevinden istifa etmesi veya ettirilmesi gerekir.
İşin özü Türkiye’de son yıllarda milliyetçi/ulusalcı bir nefret dalgası oluşturulmuştur. Hrant Dink ise bu nefretin kurbanı seçilmiştir. İşte bu ortam/hava sorgulanmalı ve derhal ortalığı kaplayan sis dağıtılmalıdır.
Bu hava şudur; Türkiye’de Türk-Müslüman-Sünni değilseniz hiçbir şey yapmasanız bile tehdit unsuru sayılıyorsunuz. Bu üçlü formatın birine bile uymasanız sizi potansiyel tehlike kaynağı olarak görüyorlar. Kimler bunlar? Hemen hemen herkes denilebilir. Çünkü sistem/devlet kayıtsız şartsız Türk-Müslüman-Sünni ve de kendisinden yana olana taraf. Tercihini böyle yapmış ve halen bunda ısrarlı. İşte bu sistemin çarkından geçen çoğunluk zamanla böyle düşünür, davranır hale getirildi. Ötekine tahammülsüz ve hoşgörüsüz bir konuma yerleşti. Bu da bir günde olmadı. Yılların yarattığı bir olgu bu ama son yıllarda bu üçlü formata vurgu epey artırıldı. Arkasından da Türk milleti, bayrak, devlet, ordu veya bunların toplamı olan mevcut sistemi eleştirenler hedef haline getirildi.
Özetle söylersek, bu ortamın oluşmasına hizmet eden herkes Hrant Dink’i öldüren katilin suç ortağıdır.
Peki, nedir bu sisli havayı dağıtmanın çaresi?
Çare Türkiye’de demokrasi ve insan haklarını tam anlamıyla yerleştirmektir. Bunun yanında bu ülkede Türk-Müslüman-Sünni olmayan toplum kesimlerinin de bulunduğunu amasız fakatsız kabul etmek gerekiyor. Ve bunların Türkiye toplumunun bütününün bir parçası olduğu temasını mütemadiyen işlemek lazım geldiği gibi, mevcut sistemin de bu üçlü formata uymayan toplum kesimlerini öteki/bizden olmayan, sözde vatandaş gibi klişelerle suçlayıcı bir tavrı terk etmesi çok önemlidir. Ayrıca bu kesimlerin farklı kimliklerinden dolayı yaşadıkları mağduriyetler derhal giderilmeli ve Türkiye’de farklılıkların bir tehdit değil zenginlik olduğu sürekli vurgulanmalıdır. İnsanların farklılıklarıyla da bir arada ve barış içinde yaşayabilecekleri bir ortamın oluşturulmasına acilen başlanmalıdır.
Türkiye’nin huzurlu ve barış içinde yaşanan bir ülke haline gelmesinin bundan başka bir çaresi yoktur. Aksi takdirde bugün Hrant’ı yutan bu nefret dalgası yarın bir Türk, bir Kürt, bir Alevi veya sol/sosyalist görüşlü başka muhalif bir ünlü şahsiyeti hedef seçecektir. Böylesi bir gidişat ise Türkiye’yi kısa zamanda bir cehenneme çevirecektir.
Ancak bunları demek kolay da, huzurlu bir Türkiye’yi istemeyen içteki ve dıştaki etkili ve yetkili güçler hala çoğunluktaysa işte o zaman işimiz çok zor. Ama buna bakıp hemen karamsarlığa kapılarak teslim olmamak gerekiyor. Çünkü elimiz kolumuz bağlı olmadığından hepten çaresiz değiliz.  O halde burada yapılacak şey de, huzurlu ve barış içinde bir ülke isteyen herkesin, elini taşın altına sokarak, sıranın bir gün kendine de gelebileceğini dikkate alarak bu linççi, milliyetçi/ulusalcı nefret ortamı ve onun sivil ve resmi bütün uzantılarına karşı yürütülecek mücadeleye fiilen katılmasıdır. Unutmayın, sesinizi çıkarmaz ve Hrant Dink benden/bizden değil diye susarsanız, bir gün ötekiler tükenince sıra size de gelir ve böyle sizi de sokak ortasında vuruverirler!
----- o O o -----

Bad Nauheim, 21 Ocak 2007


  Geri Geri Arkadaşına Yolla Arkadaşına Yolla Yazdır Yazdır Yukarı Yukarı  

   Bu yazı için henüz bir yorum yazılmamış      Yorum Yaz    Yorum Yaz
ÜYE GİRİŞ
Alevi Bektaşi Federasyonu
  Ana Sayfa    Alevi Öğretisi    AGD    Basında Alevilik    Basında Madımak    Semahlar    Deyişler    Cem    Komikler    Spor    Genel    Haberler    Müzik    Albümler    Videolar     Yazarlar   Linkler  
Alevitische Gemeinde Duisburg Friedrich-Alfred-Str. 182 47226 Duisburg / Deutschland Tel.: 02065 / 67 63 27