CUMHURİYET TEHLİKEDE !
Recep Tayyip Erdoğan, hiçbir demokratik ülkede yaşanamayacak bir süreç sonrası düne kadar kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği ülkemizin ve Cumhuriyetimizin en anlamlı ve en önemli temsil makamı olan Cumhurbaşkanlığı makamına kimi aday göstereceğini nihayet açıkladı.
Ve maalesef siyasi varoluşluklarını Cumhuriyetimizden ve onun olmazsa olmazı olan en temel ve önemli ilkesi “Laiklik” ten “rövanşı alma” üzerine kuran “Milli Görüşün” üslupta “ılımlı” ! ama TBMM Başkanı Bülen Arınç'ın itiraz edemeyeceği kadar da “ dindar” başka ve önemli bir temsilcisi Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığına aday gösterildi.
Cumhuriyetimizin aynı zamanda “çağdaş medeniyetler seviyesine” ulaşma istek ve iddaasının da sembolü olan Cumhurbaşkanlığı makamına, yumuşak üslublu ! ama özünde eşine Cumhuriyetimize karşı, “ Türban” nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) dava açtırabilecek kadar da Cumhuriyetimizden “rövanşı alma” isteğinde kararlı ve tavizsiz olan Abdullah Gül, büyük bir olasılıkla azınlık oylarına dayalı meclisteki çoğunluklarına dayanarak Cumhurbaşkanı seçilecektir.
Abdullah Gül aday gösterilmesinin hemen ardından eşinin başının türbanlı olması ile ilgili
kendisine yöneltilen soruya verdiği cevapla da ülkemizi “Ilımlı İslam Cumhuriyeti” dönüşümüne alıştırmak isteyen kimi çevrelerin aksine, aslında değişmediğini ve değişmeyeceğini de vurgulamıştır. Sayın Gül şöyle demektedir: “ Eşimin türbanı bireysel tercihtir. Buna herkes saygı göstermeli ve bireysel hak olarak görmelidir. “
Kim üslubu nasıl yumuşatmaya çalışırsa çalışsın “ Türban”, Cumhuriyetimizden rövanşı alma iddasının sembolüdür. Ve hiçbir “ bireysel tercih ve hak” demokratik bir Cumhuriyetin
olmazsa olmazı olan temel ilkelerinin önüne geçemez . Cumhurbaşkanlığı makamı ve o makamın saygınlığının arkasında “kişilerin bireysel hak ve tercihleri” değil ,yüz binlerce insanımızın kanına ve canına mal olmuş bir “Kurtuluş Savaşı” ve o savaş sayesinde elde ettiği ilkeleri ve saygınlığı vardır. Cumhurbaşkanlığı makamının temsil ettiği değerler, “kendi kafasının içindekileri türbanı aracılığıyla eşinin başında” taşımakta olan değişmeyen ve değişmeyecek olan “rövanşçıların” kişisel hak ve tercihlerine emanet edilemez.
Ülkemizin bağımsız,demokratik ,çoğulcu, özgürlükçü ve laik bir Cumhuriyetten yana güçleri de bu gerici kalkışma adım, adım ülkemiz ve toplumumuzu kuşatırken, nasıl ve neden edilgen ve duyarsız bir izleyici olarak ve hangi siyasi hataları yaparak bu kalkışmayı yüreklendirdikleri sorusuna doğru yanıtlar aramak zorundadırlar.
Yapılması gereken; Hiç vakit kaybetmeksizin ülkemizin aydınlık yüzünü temsil eden kişi, kurum, sivil toplum örgütleri ve özellikle Sosyal Demokrat Partilerimizin bu çok parçalılığı aşarak aynı kararlılıkla bu fütursuz “ Gerici Kalkışmanın” karşısına dikilmeleridir.
Bizler ,Almanya'da yaşayan, demokratik ve laik Cumhuriyeti savunmada kararlı,Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak, Cumhuriyetimizin başına Türbanın geçirilmesini sineye çekmeyeceğiz. Ve bizlerle birlikte sineye çekmek istemeyen herkesi, Cumhuriyet sayesinde elde ettiğimiz kazanım ve değerlere sahip çıkma kararlığımızın bir göstergesi olarak ,5 Mayıs Cumartesi günü Duisburg'ta “ Cumhuriyete Sahip Çık” mitingine katılmaya çağırıyoruz.
“ Cumhuriyete Sahip Çık” girişimi adına sözcü
Işık Aydın