“EL
İnsan beyninin dışarıya uzantısıdır” (Kant)
“EL
Vücutta kaşinan yeri bilir” (Alevi deyimi)
Fransa Alevi Federasyonu Başkanımız Durak Aslan “EL” diye bir makale yazdı:
“Aramızda dolaşan kıvrak, kanlı, kara, kıllı ve kirli bu el kimin eli?” diye soruyor ve vücudumuzda kaşinan yeri tespit ediyor…
“Arifler kendini yoklar, cahiller kendini aklar!”
Alevi deyişini rehber alarak kendimizi,
“biz” bizi bir yoklayalım dedim…
Marifet, bu kara elin kimin eli olduğunu bulmak mı?
Yoksa bu kara eli boşluğu düşürmek mi?
Kanımca marifet, bu EL’e ellerimizi kullandırmamak,
bizim ellerimizi kullanmasına fırsat vermemektir…
Yoksa bu kara EL her defasında başka
bir kirli eldivenle uzanır içimize…
Alevi Toplumumuzun en büyük örgütü AABF’yi dağıtmak üzere Hürriyet kuşatmasında Karakullukçu eldiveniyle
uzandı içimize bu kara EL
O dönemde sanırım şöyle yazmıştım Kara EL’e:
“Adın gibi,
beynin gibi,
yüreğin gibi
Kara ellerini
Ak ögretimizden çek!”
O dönemde de, o kara EL, içimizdeki elleri,
bizimkilerin ellerin,i bizim elleri kullandı.
Ancak;
O kara EL’e karşi Alevilerin onurlu ak elleri dostça kilitlendi.
Dünyanın en büyük medyalarından olan, o medyanın önünde,
mahkeme salonlarında, o, ak onurlu eller öyle bir kenetlendi ki,
O kara EL, kara mahzenine geri çekmek zorunda kaldı kara EL’ini…
İşte o kilitlenen, kenetlenen onurlu ak elleri,
egomuza kurban ederek dağıtan ellerimizdir kullanılan EL…
Cahil ellerimizdir kullanılan EL…
Hırslı ellerimizdir kullanılan EL…
Yağcı ellerimizdir kullanılan EL…
“Dost dost” diyen, ama dost elini tutmasını beceremeyen
acemi ellerimizdir kullanılan EL…
Üretmeyen, üretemeyen, parazit ellerimizdir kullanılan EL…
Yüreğini, bilgisini, birikimini toplumumuza sunanları,
hırsı için kullanan ellerimizdir kullanılan EL…
Bizim gibi düşünmeyene bizden yana el kaldırmayana hemen
”hain” damgasını vuran “riyakar” ellerimizdir kullanılan EL…
Kısa vadede demagojiyi, boşluğu, palavrayı, yalanı alkışlayan;
ama uzun vadede felaket getiren alkışların sahibi
ellerimizdir kullanılan EL…
Cahil el ile hırslı el bir arada yürüyünce felaket gelir…
İşte ele ele yürüyen bu elerimizdir kullanılan EL…
Sevgiyi, sevdayı, aşkı, dostluğu, hoşgörüyü sadece sözde kullanan
sevgi yoksulu, hoşgörü yoksunu ellerimizdir kullanılan EL…
“EL” makalesi karşisında panikleyen ellerimizdir kullanılan EL…
Kirlenen aynamızı silip, temizleyip, onarıp kendimize yeniden bakma yerine, kendi emektar aynamızı kırıp, başkalarının kırık aynalarına “tutkal” olmaya soyunan ellerimizdir kullanılan EL…
Cahil olsun, arsız olsun, hırsız olsun, haksız olsun yeter ki benden yana el kaldırsın diyen ellerimizidir kullanılan EL…
Ögretimizin, felsefemizin engin derinliğine inemeyen,
o edebi dili kullanamayan, lümpeni, lümpenliği sıvazlayan
ellerimizdir kullanılan EL…
Çatismayi, saldırganlığı, kini, nefreti varlığının temeli gören
ellerimizdir kullanılan EL…
“El ele el hakka” diyen bilgesine, “molla” diyen
ellerimizdir kullanılan EL…
“El eli yıkar, el de döner yüzü yıkar.”
Ancak, el kara olunca, yıkadığı eli karalar, karalanan el de döner yüzü karalar. Yüzümüze gülen kara yüzü, bilinçsizce naifçe alkışlayan
ellerimizdir kullanılan EL…
Ancak,
aynı duyguyla, aynı yürekle, tele vuran, türkü söyleyen; bilimi, aklı, doğayı kutsayan, binlerce, yüz binlerce, milyonlarca el, canların eli, o kullanılan ellerimizi kullanılmaktan kurtaracak ve içimizde dolanan
o kara EL’i, kara mahzenine geri gönderecektir…
Kara EL’in hakkından ak el gelir…
Buğday tarlasını şöyle bir baktığımızda;
Dolu başakların, asil, onurlu, boş başaklara rağmen,
rüzgara direndiğini, başlarının köküne, kendisini can veren toprağa
dönük olduğunu görürüz.
Boş başakların ise, dik, havaya, boşluğa dönük, kendini rüzgara bıraktığını, rüzgarın nabzına göre sallandığını, sağa sola savrulduğunu, durmadan dolu başaklara çarptigini gözlemleriz…
Marifet tarlanın içindeki dolu başağa uzatmaktır “Ak EL”i…
Ak beyinlerin dışarıya uzantısı da ak, onurlu, üretken ellerdir…
Necati Şahin