Cumhuriyet, Diyanet ve Aleviler
Cumhuriyetin kuruluşu, ümmet toplumuna son verilme, millet toplumuna geçiş , halifelik , saltanatın ,Arapça`nın kaldırılması, soyadı kanunu ve hukukta yapılan yenilikler Türkiye`nin aydınlanma yüzüdür. Türkiye 89 yıldan beri demokrasi ile yönetillme çabasi içinde ise , kuşkusuz Cumhuriyetin kuruluş dönemlerindeki bu kazanımların büyük etkisi olmuştur.
Ne yazik ki, millet toplumuna geçişte : Anadolu`da yaşıyan tüm milliyetler yok sayılmış. O topraklarda yaşayan tüm milliyetler kendisini Türk olarak kabul etme mecburiyetinde bırakılmışlardır. Buna uymayanlar çesitli baskı, işkence ve hapishanelerde yaşamaya mahruz bırakılmış ve işkencelere tabi tutulmuşlardır. Zaman zaman sürgün edilmişlerdir.Cumhuriyetin kuruluş felsefesine göre : Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan herkes Türk`tür. Onun için denilirdi ki, tek ulus, tek din ve herkes Müslüman, ama Hanefi`dir.
Sadece bununla da kalınmamış, 1925 yılında çikan Tekke ve Zaviye kanunu göre tüm Alevi Dergahları yasaklanır. Tüm Alevi kaynakları, arşivleri imha edilir. Ama buna paralel Diyanet teşkilatı Mustafa Kemal Atatürk`ün sağlığında kurulur.
Diyanet ve Laiklik
Okullarda bize şöyle öğretilirdi. Türkiye Cumhuriyeti ,laik demoratik bir hukuk devlettir. Laiklik: Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Biz de çok güzel diye düşünür, ülkemiz dini kurallara göre yönetilmiyor diye de sevinirdik. Sokaklarda,Türkiye laiktir; laik kalacak diye sloganlar atardık.
Bazı teorisiyenlerimiz de aman ha bu laiklik çok güzel.. Laiklik olmazsa Tarikatçılar, Nurcular, Aczmendiler, Fettulahçılar ülke yönetimini ele alır. Ülke İran gibi olur diye temkinde bulunur ve yazarlardı. Biz Aleviler de İran gibi olmasın diye bu temkinlere inandık, Bu gün bile bu duruma inanlar da var. Bu yüzden de bizden alınan vergilerin Diyanete verilmesine sesimizi çikarmamistik.
Nasil ki, Cumhuriyetin kuruluşunda tüm milliyetler yok sayıldıysa, Anadolu topraklarında yaşayan tüm inançlar da yok sayıldı. Esas amaçta Anadolu humanizması olan insanı inanç merkezine alan Alevi inancını asimile etme ve sünnileştirmekti. Onun içindir ki, tek millet, tek din denilirdi. Bunun için de Diyanet Teşkilatı kurulmuş, bu teşkilat için iyi bir kılıf da hazırlanmıştı.Kılıf olarak, din ve devlet işleri birbirinden ayrılması diye söylenecek. Ama din ve devlet işleri birbirinden ayrılmıyacak.Devlet Diyanet yolu ile Sünniliğin Hanefi mezhebini Alevilere dayatacak. Hem bunları yapacaksınız hem de devlet ile din işlerini birbirinden ayırdık diyeceksiniz!
.
Diyanet Türkiye Cumhuriyeti Develtinin Kendisine Seçtiği Dinin Adıdır.
Diyanet teşkilatı kurulduğu günden beri devlet tarafindan destekleniyor
, büyüyor ve gelişiyor. Kurulduğu günden beri Türkiye`de yaşayan tüm insanların ödedigi vergilerle bütçelendiriliyor. Bugün bütçesi beş bakanın bütçesinden daha fazladır. Nasıl ki, Türkiye`de ordu var,zaman zaman darbe yapıyor, ülke yönetimine el koyuyorsa, Diyanet de Türkiye`de bir ordu gibi hükümete talimatlar veriyor, devleti Diyanetin referanslarına göre yönetmeye çalisiyor. Zaman zaman da Aleviler yok sayan fetvalar veriyor. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri de Alevilerden aldığı vergilerle Diyanet teşkilatını daha da güçlendirmek için her şeyi yapıyor. Bu nedenledir ki, Diyanet Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dinidir diyoruz.
Diyanet Teşkilatı Kaldırılmalı
Çünkü devletin dini olmaz. Devlet o ülkede yaşayan tüm dinlere , inançlara eşit mesafede olma mecburiyeti vardır. Şayet bunu yapmazsa taraftır. Bu çagda artık hiç bir işletme bile dini referanslara göre yönetilmezken ülkemizin hala diyanetin referanslarina göre yönetilmesi kabul edilemez. Hele Alevilerden alınan vergilerle Diyanetin finanse edilmesi ızdıraptır. Kaldi ki Islam dininde haram yenilmez. Alevilerden alınan vergilerin Diyanete verilmesi, Alevilerin rızalığı olmadığı için haramdır. Diyanet teşkilatı haram ile besleniyor.
Her inasanın dini inancı vardır. Her inasan kendi dini inancını özgürce eda ettiği gibi finansını da kendisi sağlamalıdır. Aynı zamanda din, inanç Allah ile insan arasındaki bir iç meseledir.
Eğer her inanç gurubu kendi inancını finanse ederse, devlet dini referanslar göre değilde evrensel normlara göre şekillenir,yönetilirse o zaman ülke laik bir ülke olur. Böylelikle de din işleri ile devlet işleri birbirinden ayrılmış olur. Durum bu kadar açık iken bazı çevrelerin Diyanetin yeniden yapılanmasını talep etmeleri anlaşilması oldukça zordur. Halifelik kaldırıldı da ne oldu ? Bugün kü Diyanet İşleri başkanı halife gibi değil midir? Neyi yeniden yapılandıracaksınız ? Alevilerin Diyanet de yer almasını istiyorsanız, yanılıyorsunuz ? Istenilen belli, Aleviler için de bir Fettulah yaratılmak isteniliyor. Aleviler bunu kabul etmez.
Bırakın Alevilerin Diyanette temsil edilmelerini de, Diyanetin nasıl kaldırılacağı konusunda mücadele edelim. Türkiye gerçek bir laik hukuk devleti olsun. Biz tabi ki, gerçek laik uygulamayi istiyoruz. Türkiye`nin laik demokratik bir hukuk devleti olması için de Diyanet kaldırılmalıdır.
Diyanet Teskilati Gericiliğin Merkezidir
Ülkemiz de korku yaygınlaştırılarak siyaset üretilir ve yönlendirmeler yapılır. Aleviler artık örgütlendi. Kendi sorunlarına sahip çikiyor. Sahte laiklik kavramlarına, aldatmalarına inanmıyor. Diyanet kalkarsa ,Şeriat, Fettulah , Aczmendiler veya Nurcular gelir, safsatalarını kabul etmiyor.Zaten bu tür şeriatci örgütlenme var ve iktidar. Bu tarikatları, bu Fettoları, Nurcuları. Türk İslamcıları, Cumhuriyet düşmanlarının yetiştiren devlet ve onun dini olan diyanettir. Bugün ülke muhafazakarlaşmiş ise, köktendinci, şeriatçı bir yönelme varsa, bu durumun sebebi Diyanet Teşkilatının varlığını kabul edenler, Diyanetekarşisesini çikarmayanlardir.
Türkiye Cumhuriyeti`nin gerçek laikdemokratik hukuk devleti olabilmesi için Diyanet Teşkilatinin kaldırılması gerekir. Bunun için Aleviler, laik ve demokratik hukuk devletinden yana olanlar , emeği yüce değer görenler, mazlumdan yana olanlar, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlemesini isteyenler, diyanetin kaldırılması için birlikte platformlar oluşturmalı, mücaadele etmelidirler. Diyanetin Alevileri asimile etmelerine göz yuman sol ve sosyaldemorat partiler seçim barajlarının altında kalırlar. Onların varlığı Alevi Toplumunun varlığı ile eşdeğerdir.Solpartilerinvarlığı Alevilerin varlığına bağlıdır.
Veli Aydın
|