Kendin için istediğini başkaları için de iste. (Hz. Ali)

Maraş anması ve izlenimlerim

Maraş Katliamının otuz üçüncü yılı.  Geçen yıl olduğu gibi bu yılda AABF  Maraş Katillerini yerinde teşhir için Maraş’a gitmeye karar verdi. AABF’yi temsil eden heyet 23. 12. 2011 günü Gaziantep’ e hareket etti.
AABF heyeti: AABK genel başkanı sayın Turgut Öker, AABF ikinci başkanı sayın Ali Ertan Toprak, AABF genel sekreteri sayın Hüseyin Mat, AABF genel sekreter yardımcısı sayın Mahmut Akgül, AABF GYK üyesi Veli Aydın, AABF Kuzey Bölge başkanı Cengiz Orhan , AABF Kuzey Bölge sekreteri sayın Ecevit Uğurlu’ dan oluşmaktaydı. Hem Avrupa’ da hem de Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde şehitlerimizi anmak AABF’nin en önemli görevlerinden biriydi. Tüm zorluklara, engellere rağmen Maraş şehitlerini katliamın gerçekleştiği topraklarda anmak ayrı bir anlam taşıyordu.
Sayın Oruç Yağbasan Maraş’lı olduğu ve bölgeyi iyi tanıdığı için önceden gerekli organizeyi yapmıştı. Hava alanında bizleri bekliyordu. Avrupa heyetini otele götürmek için otuz kişilik küçük bir otobüs kiralamıştı. Bu otobüsle yola çıktık. Gaziantep’te kalacağımız otele vardık. Aynı otele ABF’ nun temsilcileri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’ İngiltere, Fransa, Avusturya Federasyonlarının heyetleri, Yol TV’nin İcra Kurulu, açıkçası hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın tüm Alevi bileşenleri aynı otelde buluşmuştu. Gelişen olayları ve yenti durumu birlikte değerlendirme imkânı kendiliğinden doğmuştu…
 
Durum Değerlendirilmesi
Otelde bulunan tüm bileşenlerle otel salonunda genel bir değerlendirilmenin yapılmasına karar verildi. Tüm katılımcılar otel salonunda toplandı. Toplantıyı yönetmek için Sayın Selahattin Özel, Kemal Bülbül, Necdet Saraç divandaki yerlerini aldılar. İlk başta Sayın Özel, sayın Bülbül o ana kadar yapmış oldukları çalışmalar ve yazılı başvurular hakkında çatı örgütlerinin tüm katılımcılarına bilgi verdiler. Anma törenin Narlı beldesinde yapılmasına daha yeni izin verildiğini açıkladılar. Maraş için yapılan başvurulara izin verilmediğini, belgeleri göstererek açıkladılar. İzin ancak Narlı için verilmişti. Maraş’ta anmalar ve Maraş’a girişler yasaklanmıştı. Daha evvel de valilik bu yasağı kamuoyu ile paylaşmıştı. Herkes zaten bu yasağı biliyordu. Önemli olan bu yasağın nasıl delineceğiydi. Bu yasak sadece valilik yasağı değildi. Yasak AKP Hükümetinin yasağıydı. AKP Hükümeti, Sivas anmalarını tecrübe edinerek, Maraş Katliamını unutturmak istiyordu. Onun için Maraş anmalarına izin vermiyordu.
ABF temsil heyeti, ABF bileşenlerini Narlı’ ya çağırdıklarını, Narlı’ da gelenlerin yalnız bırakamayacaklarını, şayet imkân ve şartlar el verirse Maraş’ a yürüyeceklerini, aksi durumda küçük bir heyete izin verileceği, ancak bu temsili heyetin Maraş’ a gitme garantisinin olmadığını belirttiler.
Avrupa Heyeti ile Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı: “Korkunç katliam Maraş’ta olmuştu ve anma töreninin muhakkak Maraş’ ta yapılması gerekir, valilik kararının delinmesi gerekir. Çünkü biz anma törenini Maraş’ta yapmak için geldik. Ve mutlaka Maraş’ a gitmeliyiz, dediler. Pir Sultan Dernekleri heyeti her ne kadar bu toplantıda yoktuysa, onlarda Maraş’a gitmenin gerekliliğini bildirmişlerdi. ABF temsil eden heyet Narlı’ da olacaklarını, Maraş’ a gidenlere de bir şey söylemeyeceklerini belirttiler. Bunun üzerine Avrupa heyeti, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, gece saat 24.00 te Maraş’a hareket etti. Maraş’a sabah girmenin, imkânsız olduğunu herkes biliyordu. Ancak gece gidebilmenin mümkün olacağını bildiğimiz için Avrupa ve HBAKV heyetleri gitmeye karar verdi. Amaç sabah saatlerinde valiliğin önüne karanfil bırakıp hiç olmazsa şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunmaktı. Maraş’a vardığımızda saat 0.30 du. Elli kişilik gurubu gören otelci “yerim kalmadı,” dedi.  Oysa daha evvel yapılan rezervasyon yapılmıştı. Buna rağmen yer yok dedi.
Konaklamak için gece saatlerinde otel aramaya başladık. Nihayet ikinci sınıf bir otel hepimizi kabul etti.
Narlı Beldesi
Gaziantep ile Maraş arasında, Maraş’ a yirmi kilometre uzaklıktadır. Pazarcık ilçesine bağlıdır. Alevilerin yerleşim alanıdır.  Bu beldede yeni inşa edilmiş bir Cem evi var.
Valilik anma törenini Maraş’ın dışına gözlerden uzak küçük bir beldeye atmıştı. Amaç katliamın duyurulmasını engellemekti. Alevi canlar: katliam Narlı’ da yapılmadı ki, Narlı da anma yapılsın, diye itiraz ediyordu. Katliam Maraş’ta yapılmıştı; Maraş’a gidilmeliydi!
Biz, anmanın Maraş şehrinde yapılması için buralara kadar geldik diyorlardı.
 
Bir Hafta Önce Vali ile görüşenler hata yapmıştı.
Edindiğimiz bilgilere göre bir hafta önce Maraş Valisi, Maraş’ın ileri gelenleri, Maraş Ziraat Oda Başkanı, ABF temsilcileri ve Maraş’ta faaliyet yürüten iki  Alevi Derneğinin yöneticileriyle bir yemekli toplantıda buluşmuşlar. Vali Bey bu yıl bu anmaya izin vermeyeceğini, bu yemekli toplantıda söylemiş! Anmanın Narlı beldesinde yapılmasını önermiş. O toplantıya katılan Alevi Bileşenleri de bu öneriyi kabul etmişlerdi. Böylelikle vali görüşmeye katılan Alevi bileşenlerinin nabzını ölçmüş; onlar itiraz etmeyince kararını da çok rahat vermişti. Bazı söylentilere göre Vali Bey aynı toplantıda Avrupa’dan gelen Aleviler içinde olmamak şartıyla temsili bir heyetin Maraş’a gelmelerine izin vereceğini belirtmişti.
 
Valiliğin Önüne Karanfil Bırakma ve Saygı Duruşu
O gece Polis Teşkilatı Avrupa ve HBVAKV heyetlerinin bulunduğu otele gelmiş hepimizin kimlik bilgilerini otelden almıştı. Sabahleyin Ziraat Odası Başkanı otelde bizi ziyarete geldiğinde AABK genel başkanı, kendisine “Valiliğin önüne gideceğimizi, karanfil bırakacağımızı, saygı duruşunda bulunacağımızı, söyledi. “Bizler bunun için buradayız, her şeyi göze aldık, bu anmayı Maraş’ ta yapmak için Avrupa’dan  geldik,” dedi.
Z. Odası Başkanı Vali ile görüşmeye gitti. En az elli kişilik heyet Valiliğe doğru yürüdük. O an polisler tarafından çembere alınmıştık. Ortam gergindi. Sokaktaki herkes şaşkın bir şekilde bize bakıyordu. Otuz üç yıl evvel yapılan Maraş katliamını unutmuşlardı. “Bunlar ne yapıyor; diye soranlar,” vardı. Tüm medya Valilik ve polis tarafından Narlı’ ya yönlendirilmişti. Ama “Yol TV” yanımızdaydı ve yürüyüşü esnasında da çekimlerini yapıyordu.
Valiliğe kadar yürüdük ve Valiliğin önüne karanfillerimizi bıraktık. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonun Dedesi Gülbenk duası okudu. Saygı duruşunda bulunduk. Konuşmalar yapıldı. Artık amaca ulaşılmıştı. Vali yasağı kırılmış ve kamuoyuna şu mesaj verilmişti. Bundan sonra da yasaklara rağmen Maraş’a gelinecek ve şehitlerimiz anılacaktı. Burada istediğimizi yapmış amacımıza ulaşmıştık. Arabalarımıza doğru yöneldik. Çünkü artık Narlı beldesine doğru hareket etme, oradaki kitleye ulaşma zamanı gelmişti.
Narlı’ ya varan´a kadar tam dört alanda yollar tutulmuştu. Birinci polis barikat Maraş çıkışında bizleri durdurdu. Gelen tüm arabalar kontrol ediliyordu. Alevi yerleşim alanlarından gelen tüm otobüslerin önü tutulmuş, Maraş’a da, Narlı’ya da izin verilmiyordu. O gün komşu şehirlerden uçaklarla polis Maraş’ a getirilmişti. Narlı beldesine kadar da en az üç yerde jandarma barikatı kurulmuştu. Aldığımız bilgilere göre bir tabur jandarma Narlı’dan itibaren yollarda barikatlar kurmuştu. Adana’dan, Mersin’den, İstanbul’dan, Antep’ten, Göksu’dan  ve diğer il ve ilçelerden gelen Alevilerden birçoğuna “Maraş size yasak,” denilmişti. Birçoğu bunlara inanıp geri dönmüştü. Alevilerin Narlı’da birikip büyük kalabalığın oluşmaması için planlar uygulanmıştı. Biz Maraş’tan kolayca çıktık. Çünkü Maraş’tan çıkmak kolay, ama Maraş’a girmek o gün Aleviler için yasaktı. Birçok kontrolden sonra nihayet Narlıya vardık.
Bine yakın kitle engelleri aşıp Narlı’ ya kadar gelebilmişti.  Halk Maraş’ a gitmek istiyordu. Ama Jandarma Narlı girişinde arka arkaya tam beş sıra etten duvar örmüştü.  Kalkanlarla kendilerini korumak, coplarla Alevileri dövmek için hazır bekliyorlardı. Barikatı yarıp Maraş’ a ilerlemek istiyordu. Direnmekten yanaydılar. Bunun mümkün olmadığını bilen ABF temsilcileri gelen kitleyi sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Ama gençler yöneticileri de dinlemiyor, tepki gösteriyorlardı.
Barikatlar zorlanınca biber gazı sıkmaya başladılar ve gençlerin bir kısmı gözaltına alındı. Direniş daha da canlandı, heyecan yükseldi, ortam gerildi. Fakat jandarma yol vermiyordu. ABF yöneticileri, dokunulmazlığı olan milletvekili Durdu Özpolat ile birlikte yola çıktılar. Ancak onlar da barikatları aşamadılar. Geri çevrildiler.
Halk haksız yere tutuklanan gençlerin serbest bırakılmasını istiyordu. Tepkinin büyüyeceğini sezen yetkililer tüm gençleri serbest bıraktı. Narlı’ daki kitle de geri döndü. Ortam biraz sakinleşince birkaç ABF yöneticisi, Maraş milletvekili sayın Durdu Özpolat ile birlikte   Maraş’ ın istasyon caddesine giderek basın bildirisini okumuşlar.  
 
Neden Böyle Oldu?
Bir hafta evvel toplantıda Resmi makamların Narlı beldesinde toplanma önerisini Alevi Bileşenlerinin temsilcileri kabul etmeselerdi; Avrupa’dan gelen arkadaşların direndiği gibi direnmiş olsalardı, Maraş’ ta kitlesel anma yapılabilirdi.
Yine Gaziantep’te yapılan durum değerlendirilmesinde herkes o gece Maraş’ a gitmeyi kabul etseydi, yakın çevreye de haber verilerek kitlesel bir anma yapılırdı. Valinin çizmiş olduğu çerçeveden çıkamayanlar, Narlı’da ki barikata takılıp kaldılar. Ama gençlerimiz Pir Sultan direnciyle direndiler. Onlar onurlu direnişleriyle Maraş’taki acı olayları kamuoyuna taşıdılar. Eğer gençlerin direnişi olmasaydı. Bu yılki anmalar kamuoyunun gündemine giremezdi. Gençlik sadece doğru bir önderlik bekliyordu. Dava için mücadeleye hazırdı ve gerekeni yaptılar. Cesaretli davranarak Maraş Katliamını, Türkiye gündeminin birinci maddesi olmasını sağladılar. Gençlerimiz olmasaydı, bu yılki anmalar sönük geçecekti.  Yasaklara rağmen Maraş katliamı Türkiye’ nin birinci gündem maddesi yapan gençliğimizle gurur duymalıyız. Yüreğinize sağlık gençler…
 
Diyarbakır/Ahmed Anıları
AABF ‘nu Diyarbakır Cem Evinin açılışı için davet edilmişti. Onun için Avrupa heyeti Maraş’ta ki şehitlerimizi andıktan sonra Diyarbakır’a  doğru hareket etti. Dört saatlik yolculuktan sonra Diyarbakır’ a vardık.
Türkiye’nin iki mazlum halkı var; bunlardan biri Kürtler, diğerleri Alevilerdir. Bu iki halk mazlumdur. Sömürülmüş ve yok sayılmıştır.  Kürtler kendi davalarına sahip çıkarak kendi yaşadıkları şehirlerde belediye başkanlıklarını kazanıp iktidar olmuşlar. Ahmed bunların başında gelir.
Bilindiği gibi Aleviler sadece Maraş’ ta soykırımına uğramadılar. Osmanlı döneminde onlarca büyük katliam yapılmıştı. Cumhuriyet döneminde ilk Alevi soykırımı Dersim’de yapıldı. Açıklanan resmi belgelere göre 13.800 Dersim’ li soykırımına uğramış. Aslında gerçek sayılar bunun en az iki katıdır. Cumhuriyet’ in ilk gaz bombaları Dersim’de mağaralara sığınan kadınların, çocukların sivil insanların üzerine atıldı.
Kendi belediyelerinde iktidar olan mazlum Kürt halkı neden diğer mazlum halk olan Aleviler için bir Cem evi inşa etmiyor diye düşünürdük. Mazlum halklar birbirlerini daha iyi anlamalıydı. Bu eksikliği eleştirirdik. Ama Kürt halkının mücadelelerini saygıyla kabul eder ve desteklerdik. Aynı saygıyı onlardan da Aleviler için talep ederdik. Nihayet
düşündüklerimiz bir şehirde gerçekleşmiş. Diyarbakır belediyesi tarafından bir Cem Evi yapılmış. İleride bu güzel örneklerin çoğalacağına inanıyoruz.
 
 
 
Baydemir`in Deyimiyle: Pir Seyit Rıza ve Şığ Sait Buluşması
 
Diyarbakır’ın  girişinde  büyük panolarda “Cem Evi’nin açılış pankartları” asılıydı. Diyarbakır Belediyesi kendi imkânları ile Güneydoğu’nun en büyük Cem Evinin açılışına, hem tüm Diyarbakır’lıları hem de Tüm Alevi Bileşenlerini davet etmişti. Almanya’da ve Dersim’de gezdiğimizde kendimizi nasıl güvende his ediyorsak; Diyarbakır’da da kendimizi aynı derecede güvende his ettik.
25.12.2001 günü saat 12.00 de özlenen buluşma gerçekleşecekti.
AABK genel başkanın başkanlığında ki heyet alana girdiğinde, AABK genel başkanı karşılandı ve protokol bölümüne alındı. Konuşmalar başlamıştı. Toplumu heyecanlandıran konuşmaları AABK başkanı Sayın Turgut Öker, ABF genel başkan yardımcısı Sayın Kemal Bülbül ve Ahmet Belediye başkanı Sayın Osman Baydemir yaptılar. Mazlum halkların temsilcileri bir araya gelmiş; geçmişte dedelerinin karşılıklı yapmış olduklarından ders çıkarmış; özeleştiri yapıyorlardı. Diyarbakır Belediye Başkanı aynen şu sözleri ifade etti: “Bu Kavim Coğrafya’ da, bu Cem evinin açılışında, Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan, Seyit Rıza’ nın torunları ile Selahattin Eyübü, Şığ Sait’ in torunları hep  bir aradayız, birlikteyiz! Eksikliklerimizi telafi edeceğiz. Hatalarımızı gidereceğiz. Mazlumların haklarına sahip çıkacağız! Bu Kavim Coğrafya’ da, bir daha hiçbir insan inancından,dininden dolayı yok sayılmayacak; horlanmayacak ve ötekileştirilmeyecektir. Ahmet şehrinin hizmetkarı olarak hepinize söz veriyorum.”
Diyarbakır Cem Evi, Büyük bir cem salonu, Seyit Rıza Konferans salonu, Cenaze Erkânın yürütüldüğü salon, mutfak ve yönetim kurulu odalarından oluşuyor.
Aramızda bulunan AABF Kuzey Bölge başkanımız sayın Cengiz Orhan Diyarbakır’lıydı. Bundan dolayı Diyarbakır’da konaklamamız her yönüyle kolaylaştı.
 
Belediye Başkanı Ali Osman Baydemir
 
Sayın Baydemir, açılıştan sonra Pir Sultan Dernekleri, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonlarının heyetlerini makamında kabul etti. Bu görüşmede iki saat boyunca mazlum toplumların sorunları, birlikte çalışmanın koşulları, geçmişte yapılan hatalar, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonun kazanımları konuşuldu. Taraflar bu görüşmeden de çok memnun ayrıldı.
Bununla da kalınmadı, Sayın Baydemir, tüm Alevi Kuruluşlarının heyetlerini akşam saat 19.00 birlikte yemeğe davet etti. Hem başkanın makamındaki ziyarette hem de akşam yemeğin de BDP’nin eş başkanı Gülten Kışınak, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Aysel Tuğluk ve BDP milletvekilleri de bulundular.  Herkes bu buluşmadan çok memnun ayrıldı.
 
Umut ederim ki bu buluşma bundan böyle birlikte mücadele etmenin koşulları için ilk adım olur. Ülkemizin demokratikleşmesi için bu buluşma tarihi bir olaydır. Farklılıklarımızı koruyarak,  ülke sorunlarını çözmede bir araya gelinmelidir. Şimdiye kadar Alevileri Kürtlere karşı, Kürtleri Alevilere karşı kışkırtıp, bu mazlum toplumlar arasında ön yargı oluşturanların hayalleri kursaklarında kalır. Birlikte mücadele ile Kürtler ve Aleviler kendi demokratik haklarına kavuşurlar.

Veli Aydın
AABF GYK Üyesi

3 views

ALEVİLER ULUDERE’YE BAŞSAĞLIĞI ZİYARETİNE GİDİYOR

BASIN METNİ
ALEVİLER ULUDERE’YE BAŞSAĞLIĞI ZİYARETİNE GİDİYOR
 
Ateş külde söner,  Acı yürekte diner.
Acı paylaşıldıkça azalır, Sevgi paylaşıldıkça çoğalır.        
Acılar azalsın, sevgiler artsın. Kinler bitsin, dostluklar pekişsin.
Yeni yaşamlarda yeni çiçekler yeşersin. Gerçeğin demine hû!      
 
04 Ocak 2012 tarihinde bir araya gelen Alevi kanaat önderleri, kurum yöneticileri ve Türkiye Barış Meclisi temsilcileri son dönemde yaşanan çatışma ve şiddet konusunu görüştüler. Toplantı sonucu aşağıdaki açıklamanın kamuoyuna duyurulması ve 18 Ocak 2012, Çarşamba günü Uludere’de başsağlığı ziyaretinin yapılması benimsenmiştir.
Şırnak-Uludere ilçesine bağlı Ortasu (Roboski) köyünde, savaş uçaklarının bombalaması sonucu 34 insanımız katledilmiştir. Bu katliam vicdan sahibi herkesi derinden etkilemiştir. Fırat’ın doğusuna yaşatılan yas ve acı bizim acımızdır. Uludere katliamında öldürülen 34 Kürt köylüsü can da bizim canımızıdır. Fırat’ın batısındaki kör ve inkârcı siyasetten farkımız ise, vicdanlı ve “gör inancının” sahibi oluşumuzudur.
Son aylarda hükümet tarafından tırmandırılan şiddet politikaları kaygı vericidir. AKP hükümetinin farklı kültürel kimliklerin varlığına karşı, savunduğu siyaset felsefesi şiddeti, çatışmayı ve ayrımcılığı beslemektedir. Farklı kültürel kimlikleri tanımak, 21. yüzyıl devlet aklının gereğidir.
21. yüzyıl siyaseti, Kürt sorunun demokratik ve barışçıl zeminde çözümünü mümkün kılacak uluslararası tecrübelerden faydalanmayı ve kültürel kimlik haklarına dair evrensel hukuktan beslenmeyi zorunlu kılar. Aksi takdirde karşı olduğumuz çatışma ve şiddet ortamı hem Kürt, hem de Türk gençlerinin canlarını, umutlarını ve geleceklerini teslim almaya devam edecektir. Gözyaşının, akan kanla buluştuğu topraklarda ne yürekler, ne de silahlar susar. Gözyaşının dinmesi için, dağdaki silahın, kentteki silahın ve en önemlisi siyaset diline sığınmış silahların susması gerekir. Çünkü Kürt sorunun çözümü, hamaset diliyle değil, ancak vicdan ve yüreklerin muhabbet diliyle mümkündür.
Bizler; Türkiye’nin çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli/inançlı toplumsal yapısından, ortak bir gelecek kurmak istiyoruz. Türkiye’yi omzundaki ayrımcılık, imha, inkâr, asimilasyon ve katliam gibi bu ağır yüklerinden kurtarmak istiyoruz. Çok kültürlü bir Türkiye’de eşit koşullarda ve kendi kimliklerimizle özgürce bir arada yaşamak için, eskisinden daha çok birbirimize sarılmak zorundayız.
 
İşte bu nedenle biz; Türkiye’yi şiddet ve çatışma sarmalından kurtaracak yaklaşımlar yerine, insanlığı barış aleyhine ötekileştirmeyi tercih eden AKP politikalarına dur demek için, biz Aleviler öğretimiz gereği 72 milleti aynı nazarda gören barışı savunmaya devam edeceğiz.
Türkiye’de yayılmak istenen çatışma, şiddet, ayrımcılık ve nefret duyguları yerine sevgiyi, dayanışmayı, dostluğu ve barışı egemen kılmak için çalışıyoruz.  Biz Alevi dedeleri, kanaat önderleri, aydınları, sanatçıları ve Alevi kurum yöneticileri olarak, Uludere katliamında hayatını kaybeden canlarımız için Gülbanklarımızı okumak, barış türkülerimizi söylemek için yas evlerini ziyaret edeceğiz.
Bu başsağlığı ziyaretine vicdan sahibi bütün kişi ve çevreleri katılmaya davet ediyoruz.
Taleplerimiz
·         Hükümet devletin Uludere katliamındaki sorumluluğunu kabul etmeli ve resmen özür dilemelidir.
·         Uludere katliamında sorumlu olanlar ortaya çıkarılmalı ve katliamla ilgili TBMM’de bir araştırma komisyonu kurarak soruşturma başlatmalıdır.
·         Akan kanın ve ölümlerin durdurulması için Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollardan çözülmesi zorunludur.
 
ÇAĞRICILAR: Hüseyin Dedekargınoğlu (Dede), Hüseyin Eriş (Dede), Hasan Hayri Şanlı (Dede), Baki Düzgün (Dede), Davut Sever (Dede), Selahattin Özel, Turgut Öker, Hüseyin Güzelgül, Ercan Geçmez, Yaşar Seyman, Pınar Sağ, Tolga Sağ, Ozan Emekçi, Yeter Gültekin, Kazım Genç, Ziya Halis, Emel Sungur, Salman Kaya, M. Cengiz Güleç, Ümit Sarı, Mustafa Aslan, Necdet Saraç, Fevzi Gümüş, Oktay Kandemir, Köksal Yıldırım, İmam Hüseyin Bor, Hüseyin Yıldırım, Kelime Ata, Yavuz Canpolat, Kemal Bülbül, Sultan Özer, Cevahir Canpolat, Elif Kaya, Ahmet Abakay, Fatma Binici, Ali Kenanoğlu, Mehmetali Çankaya, Mustafa Özcivan, Durak Arslan, Erdal Kılıçkaya, Dr. Hüseyin Akpınar, Abbas Tan, Kazım Gündoğan, Yaşar Kılavuz, İrfan Açıkgöz, Ali Göçmen, Haydar Aygören, Hüseyin Mat, Zeynel Özen, Bülent Ant, İsmail Armut, İsrafil Erbil, İsmail Ataş, Bülent Kaya, Ali İbrahim Tutu, Ali Ertan Toprak, Kamil Ateşoğulları, Feramuz Acar, Çağlar Kanar, Ergüder Öner, İshak Kocabıyık, Ozan Ali Çağan, Adnan Önder, Hüseyin Şimşek, Serdar Akın, Şahmettin Özden, Cafer Cebe, Şahin Kurt, Engin Gündük, Ali Asker Çoşkun, Adnan Cangüder, Ersin Bilge, Atilla Erden, Hüseyin Kizgin, İlyas Çağla, Ali Ekber Pektaş, Turan Eser,

8 views

Maras´tan Amed´e

Unutmadik !
Maras tan
Amed e. 

 

Kusatilmis bir kent Maras,
Kadim topraklar Amed .

Maras katliaminin 33. yildönümünde, kusatilmis bir kent Maras !
Sehir ürkek ve sessiz.
Sehir tüm utanciyla yüzü saklanmaya calismakta !
Bir yani acilari , bir yani korku devleti !
Yüzlesmekten , vicdandan yoksun .
Kusatilmis bir kent Maras !

 

Katliamin 33. yilinda karanfiller, dayandilar Maras kapilarina .
Höykürdü bir ses
Kusatti kenti !
Karanfiller zulmün kapilarina dayandilar.
Onca zulme , onca kusatmaya karsi !
Maras ta katledilenlerle bir yürek yükseldiler gökyüzüne…
Unutmadik dediler karanfillerin kan kirmizisini,

 

Unutmadik !

Unutturmayacagiz !

 

Inadina Semaha durdular Maras topraklarinda…
Unutturmayacagiz !
Bekle bizi elleri kollari baglanmis
Kusatilmis kent, yine sana gelecegiz !

 

Kadim Topraklar Amed .
Kivrilan yollara turnalar yol göstermekte ,
Koca Haydarin avazi duyuldu Diyaribekirde .
Ayni acilarin cocuklari, birlikte Semaha durdular.
Seyit Riza nin sesi yankilandi kadim topraklarda ;

 

Evladi kerbelayik !
Bîhatayık! 
Ayıptır,zulümdür, cinayettir !

Zakir vurdu sazin tellerine, Koca Haydar dile geldi ,

 

Kadılar Müftüler Fetva Yazarsa 
İşte Kemend, İste Boynum Asarsa 
İşte Hançer, İste Kellem Keserse 
Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan 

Özgürlük atesinde isindi , Mazlum Dogan ile Denizler .
Can Yücelin dizelerinde onlar vardi …

 

…elbette Türkiye’de en uzun koşuysa devrim 
O onun en güzel en güzel yüz metresini koştu 
İlk o fırladı lüverden en sekmez mermisiylen …

 

Aydinlandi gözleri üstad Musa Anter in, nevala kasaba dedi …

 

Kekik reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar. 
Alçak damlı evlerin yüksek küçük pencerelerinden soluk ışıklar yayılırdı geceye.
Köpek havlamaları korkulara karışır kaygıları beslerdi.
Sonra dağlardan kurşun sesleri gelirdi belirli belirsiz.
Namlunun ucunda çırpınırdı yürekler… Ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru.
Kapılar kırılır talan edilirdi, sevdalar, umutlar ve insan olan ne varsa…
Ve kan akardı derelerimizden. Zilan, Munzur, 33 Kurşun, Nevala Kasaba..
. Ve ülkemin bütün derelerinden.
0 iklimde kalırdı acılar…
Duymazdı bir allanın kulu çığlığımızı. Ve dağlara sevdalanırdık,
karabasan gecelerin sabahlarında.
Direnmek kalırdı Kürt’e.

Adilos bebenin dizelerini yineledi Ahmet Arif, 

 

…bunlar
Engerekler ve çıyanlardır
Bunlar
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü…

 

Bu, namustur
Künyemize kazınmış
Bu da sabır
Ağulardan süzülmüş
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü…

 

Üc turna havalandi Amed den.
Bir yani Maras
Bir yani Sivas
Bir yani Corum
Bir yani….
Bir yani memleket !

 

M. Akgül
Maras/ Amed 2011

3 views

Duisburg Alevi Toplumu Maras´i andi

23.12.2011 günü Duisburg Alevi Toplumu Maras Katliami´nin 33. yil dönümünde gözü dönmüs katiller tarfindan vahsice katledilen canlarimizi andi.

 

50´ye yakin üyenin katildigi anma töreni, Maras´ta, Corum´da, Sivas´ta ve diger katliamlarda hayatini yiteren canlarimizin anisina 1 dakikalik saygi durusuyla basladi.

 

Anma törenin 1. Bölümünde AGD Genel Sekreteri Günay Sarikaya´nin acilis konusmasindan sonra AGD 2. Baskani Ali Riza Erkan, AGD Post Dedesi Garip Eken, AGD 3. Baskani Fatma Yasar ve AGD Sayman yardimcisi Ali Sarikaya birer konusma yaptilar.

 

Anma törenin 2. Bölümünde ise AGD Sekreter Yardimcisi M. Ali Yasar´in Maras drami ile ilgili hazirlamis oldugu 30 dakikalik bir Sinevizyon gösterisi yapildi.

 

Anma törenin son bölümünde ise, katilimci üyeler katliam ile ilgili düsünce ve duygularini dile getirdiler.

 

Saat 19:00´da baslan anma  töreni saat 21:00´de sona erdi.

 

15 views

SİVAS KATLİAMI: SONRA PARTİLEŞEN İSLAMCI ÖRGÜT KOALİSYONU MU?

Sevgili Canlar bu yazı Murtaza Demir´den alıntı bir yazıdır…

 

ÖRGÜT VE AVUKATLAR: İŞTE TÜM LİSTE

 

  • Deniz Feneri Derneği yönetimi neden yargılanmıyor? Dernek, Sivas’taki evlerinde yaşadığı ortaya çıkan katillere ayni ve nakdi yardım etti mi?
  • Cafer Erçakmak aslında Sivas’ta mı yaşıyordu?
  • Müebbet hükümlü Vahit Kaynar’ın Polonya’dan iadesi neden sağlanmadı?
  • Dava, neden bitirilmiyor; kaçak hükümlü ve zanlılar için zamanaşımı mı uygulanacak?
  • Katillerle dayanışma içinde olan İslami örgütler hangiler

 

Aşağıda vereceğim listeyle bütün bu sorular yanıtlanmakta ve AKP zihniyetini, Deniz Feneri Derneğinden, İHH’ye, Mazlum-Der’e değin çok sayıda legal-illegal örgütün, sonradan AKP’de bir araya gelen avukatlarla birlikte katliamın hamiliğini, katillerin koruyuculuğunu üstlendikleri açıkça ve ibretle görülmektedir.

 

Bu kirlilikten sonra, artık müebbet hükümlüsü “Vahit Kaynar’ın Polonya’dan iadesi neden sağlanmadı; sanıklar Cafer Erçakmak, Sadettin ve Ali Temiz kardeşler, aslında Sivas’ta yaşıyorlarken, neden yakalanmadılar; katliam sanığı ve hükümlülerinin ailelerine Deniz Feneri Derneği ayni ve nakdi yardım etti mi” dememize hiç gerek kalmadı.

 

Dava, neden bitirilmiyor; kaçak, hükümlü ve zanlılar için zamanaşımı mı uygulanacak” da demeyeceğim. 2002 yılında, hakkında arama kararı çıkartılan İhsan Çakmak´ı, bu süre içinde İstanbul Belediyesi Ulaşım A.Ş`de gişe memuru olarak çalıştırdığınızı, ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni soymakla’ suçlanan Serdar Kepenek’in, Sivas Katillerinden Yalçın Kepenek`in kardeşi olduğunu; devletin, makamların, belediyelerin ülkenin bütün varlıklarının, bunlara neden peşkeş çekildiğini, Karacaahmet Dergahı cemevini yıkmak için neden bu kadar hevesli olduğunuzu da sormayacağım.  

 

Bakan Faruk Çelik ve Vali Ali Kolat’ın, Madımak Oteline astığı listeyi kastederek; “yahu bu katilin, şehitlerimizin isimleri içinde ne işi var” da demeyeceğim.

 

Çünkü yararı yok! Böyle safiyane sorular sorarak, kendimi aptal yerine koymayacağım. Belli ki, sadece sen (!) değil, bilcümle hepiniz, o katillerle bütünleşmişsiniz. Alman devleti, Solingen’de yurttaşımızın evini ve çocuklarını yakan Neonazi katilin ismini, mağdurlarla aynı listeye mi yazdı? Anladım; devlet bitmiş! Hukuk, adalet, insan hakları, eşitlik…

 

Geçelim bunları.

 

Kıramadığınız tek mevzii kaldı: Alevilerin birliği; demokrat, laik, Atatürkçü, çağdaş yurttaşlarla dayanışmamız, sinirlerini bozuyor. Habire buraya vurmanın nedeni o… Ah şu birliğimizi dağıtıp, İdris Bitlisi-Yavuz Selim ikilisi gibi, Anadolu’yu mezbahaya çevirseydiniz?

 

“Tarih tekerrürden ibarettir” denilir. İdris-i Bitlisinin, kendi yazdığı “Selim Şah-Name” adlı kitapta anlattığına göre, Yavuz Selim, İdris Bitlisi ve diğer Kürt beylerine, “memleketin sınırını bu inançsızlardan temizlemek için önce komutan ve idarecilere itaat edilmesi” gereken bir emir gönderir. “İnançsız taifeye bağlı olanların isimleri araştırılıp; gençler ile yaşlıların tamamı, teferruatlı olarak kaydedip (40 bin kişi) padişaha bildirilir.” Yavuz; “hepsinin katledilmesini” emreder. Bitlisi bu olayı şöyle kaydeder; “Sultanın Edirne’de bulunduğu o kış, Rumeli ve Anadolu’da kadın, çocuk ve kadınların ceninlerinden başka o cemaatten (Alevilerden) hiç kimse hayatta kalmadı.

 

Bu katliam, Yavuz ile İdris Bitlisi’lerin işbirliği çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.

 

Yavuz ve Bitlisi işbirliğine ne dersiniz? Nazlı Ilıcak köşesinde, Tayyip Erdoğan’a, tüylerimizi ürperten “bu işbirliğini örnek almasını” öneriyor da…

 

GELELİM SİVAS KATLİAMININ ARKA PLANINA

 

İşte o harita ve adreslerden biri…

 

SİVAS KATİLLERİNİ SAVUNAN VE SONRA AKP’Lİ OLAN AVUKATLAR:

1.      Av. Ahmet Özer, Refah Partisi 1998 yılı Konya-Meram Bel. Bşk. V.

2.      Av. Ali Aşlık, AKP İzmir eski İl Bşk.

3.      Av. Ali Bulut, AKP Maraş Mv. TBMM Anayasa Kom. Üyesi;

4.      Av. B. Ali Dönmez, N. Erbakan’ın kayıp trilyon davasının avukatı

5.      Av. Bedrettin İskender, AKP Ümraniye Belediye Bşk. Adayı;

6.      Av. Burhanettin Çoban, AKP Afyon Bel. Bşk. Adayı;

7.      Av. Bülent Tüfekçi, AKP Malatya İl Bşk;

8.      Av. Celal Mümtaz Akıncı- AKP oylarıyla Anayasa Mah. Üyesi;

9.      Av. Ekrem Bedir, Sakarya AKP Hendek Bel. Mec. Üyesi;

10.  Av. Eyüb Karagülle, İst. Saadet Partisi Eski İlçe Bşk.

11.  Av. Faik Işık, Başbakan Erdoğan ve Süleyman Mercümek’in avukatı;

12.  Av. Faruk Gökkuş, İst. AKP, Kâğıthane Bel. Bşk. Aday adayı;

13.  Av. Ferruh Aslan, İst. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü;

14.  Av. Fuat Sağıroğlu, Sultanbeyli Belediye Başkanı Yahya Karakaya ve N. Erbakan’ın “kayıp trilyon” davasının sanığı Süleyman Mercümek’in avukatı;

15.  Av. Halil Ürün, RP Kayıp trilyon davası sanığı, AKP, 2008 Yılı Afyon Bel. Bşk. Adayı;

16.  Av. Hasan Hüseyin Palan, AKP İst. İl Disiplin Kurulu Üyesi;

17.  Av. Hayati Yazıcı- AKP Hükümetinde bakan;

18.  Av. Haydar Kemal Kurt, AKP Isparta Mv;

19.  Av. Hurşit Bıyık, AKP Trabzon İl Bşk. Yrd. Mv. Adayı;

20.  Av. İbrahim Hakkı Aşkar, 22. Dönem AKP, Afyon Mv;

21.  Av. İbrahim Kök, AKP Elazığ Mv. Aday Adayı;

22.  Av. İsmail Aydos Ankara, Saadet Partisi GİK Üyesi;

23.  Av. M. Ali Bulut, AKP Maraş Mv. TBMM Anayasa Kom. Üyesi;

24.  Av. M. Nedim Taylan, AKP Adıyaman;

25.  Av. Mehmet Akıncı, Refah Parti Pendik Belediye Başkan Yardımcısı;

26.  Av. Mehmet Cihan, İst. SP Bağcılar Belediye Başkan Adayı;

27.  Av. Mevlüt Uysal, AKP İstanbul Başakşehir Bel. Başkanı;

28.  Av. Nevzat Er, AKP Eminönü Eski Bel. Bşk;

29.  Av. Ramazan acar, Saadet Parti Malatya Merkez İlçe Bşk;

30.  Av. Reşat Yazak – Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi;

31.  Av. Suat Altınsoy, AKP Konya İl Bşk. Yrd.;

32.  Av. Süleyman Boyalı, HAS Parti Konya, Meram İlçe Bşk.;

33.  Av. Şevket Kazan – Eski RP Milletvekili, Adalet Bakanı;

34.  Av. Tayfun Karali, İst. Büyükşehir Bel. Darülaceze Md.;

35.  Av. Yakup Özbek, İst. HAS Parti Büyükşehir Mec. Üyesi;

36.  Av. Zeyid Aslan, AKP Tokat Mv. Başbakan Erdoğan’ın eski avukatı;

 

SİVAS KATİLLERİNİ SAVUNAN, AYNI ZAMANDA İSLAMCI ÖRGÜTLERİ YÖNETEN AVUKATLAR:

1.                  Av. Mehmet Cengiz, İst. Deniz Feneri Der. Gnl.Başkanı;

2.                  Av. M. Halit Çelik, İzmir MAZLUMDER Eski Genel Başkanı;

3.                  Av. Hamza Akbulut, İst. İlim Yayma Cemiyeti Gnl. Bşk.; 

4.                  Av. Hüsnü Yazgan, İslami Hareket Örgütü Merkez heyeti Üyesi;

5.                  Av. Haluk Can, Sakarya, İlim ve Hikmet Kültür Vakfı Bşk. Başörtüsü sözcüsü;

6. Av. Cihan Baykara Denizli Sahte Peygamber Evrenesoğlu’nun Avukatı;

7.                  Av. Şeref Dursun, Sivas Umut Operasyonu sanığı;

8.                  Av. Şemsettin Petek, İst. Çağrı Grubu Bşk. Adayı;

9.                  Av. Nihat Osmanoğlu, İzmir, İst. Mazlumder Üyesi;

10.              Av. Kamil Uğur Yaralı, İst. Hukukçular Derneği Bşk.;

11.              Av. Kadir Hikmet Beyazıt, Mazlum-Der Kayseri Şube Bşk.;

12.              Av. Emin Atalay, İst. İKRA Der. Bşk. İHH Avukatı;

13.              Av. Avni Yazıcıoğlu, Muhsin Yazıcıoğlu’nun amcaoğlu;

14.              Av. Yasin Şamlı, Hukukçular Der. Gnl. Sek.

 

 

12.12.2011

Murtaza DEMİR

 

8 views

AGD Başkanı Veli Aydın´nın Aşüre konuşma metni

İbadetlerinde Hak Muhammed Ali Diyenler, Ehli Beyit`in,  On İki İmamları öğretinin ana merkezinde görenler, Hz. Hüseyin’ in o Devrimci, dik duruşunu kendini ilke edinenler; insanı yüce değer kabul edip, insanı kabemdir diyenler, Matem boyunca doğa sevgisini içselleştirenler, siz güzel insanları hem AABF nu, hem de başkanı bulunduğum Duisburg Alevi Toplumu adına en içtenlikli duygularımla selamlıyorum. Hoş geldiniz!

 On iki gün boyunca; günde en az on aile bu kurumda günlük dört yüz kişiye lokmalar hazırladı,hizmetler sundu, günlük dört yüz, beş yüz insan birlikte oruç açma sofralarında buluştu. Bu görülmemiş bir özveri, büyük bir hizmet! Hizmetlerinizin kabulünü diliyorum. Davamıza ve inancımıza  on iki gün boyunca en iyi bir şekilde hizmet ettiniz!  Var olun!

On İki gün boyumca 160 aile hizmet sundu. Başkanı bulunduğum Duisburg Alevi Toplumu adına en içtenlikli duygularımla sizlere teşekkür ediyorum. Sizleri kutluyorum, iyi ki varsınız!

 Yine on iki boyunca konferanslar yapıldı. Günlük en az 200 kişi konferanslara katıldı. Alanlarında uzman olan arkadaşlarımız, dedelerimiz, yöneticilerimiz sizlere davamız ve inancımız hakkında bilgiler verdi. İş günü olmasına rağmen sorumluluk his edip bu konferanslara katıldınız, hem katılımcılara, hem de konferans  veren canlara da özellikle teşekkür ediyoruz.

 Bilakis on iki gün boyunca günde bir imamın yaşam öyküsünü anlatmak üzere, her hazırlığın, her çalışmanın yanında olan Post Dedemiz sayın Garip Eken Dede’ ye de huzurlarınızda teşekkür ediyorum.  Bu güzel alkışlarınız Dedemiz için olsun!

 

Değerli Canlar,

Elbette davamıza, inancımıza sahip çıkmamız hepimize mutluluk verir. İşte bizim davamıza, inancımıza sahip çıkmamız, Avrupa’ daki örgütlü mücadelemiz birilerini zorladı.

Tam 1400 yıldır, Alevi’ nin varlığını kabul etmeyenler,bizi yok sayanlar, Cem evi cümbüş yeridir, kültür evleridir; önce Yahudi olun, sonra Hıristiyan olun ki, siz sonra Müslüman olabilir siniz diyenler…. !

Bugün Kerbela’ yı anmaya başladılar. Televizyonlar da, Camiler de Kerbela programları düzenlemeye başladılar. Yarın bir program da Duisburg ‘ da düzenlenmiş, beni de davet ettiler. 1400 yıldır; Kerbela aklına gelmedi de, şimdi niye, neden!  Oyunlar,  tezgahların mı var!

Bir taraftan iyi ki bu anmalar yapılıyor.  Şayet sizin bu anmalarınız amaçlıysa, 1000 yıldır Anadolu topraklarında bizi yok saydınız, Dersim’ de , Koçgiri’ de, Çorum’ da , Maraş’ ta en son Sivas ve Gazi’ de katliamlar düzenlediniz. Yine bizi yok edemediniz. Sizin anlayışlarınızı ve oyunlarınızı biz artık biliyoruz…

 Şayet samimi iseniz tarihinizle yüzleşiniz ki, biz de sizin samimiyetinize inanalım…

                                              

Dersim

Hem Ebu Suud’u , hem Dersim’i seveceksiniz.   İkisini beraber sevmek mümkün değil! Çünkü ikisi bir birinin zıttır. İki farklı zihniyettir.Biri Muaviye ve Yezid anlayışıdır. Biri de  Hz. Hüseyin’ in Devrimci ve dik duruşudur. Nasıl oluyor da Hem Ebu Suud’ u seveceksiniz, Mitinglerinizde Alevilere yuh çektireceksiniz. Daha sonrada Dersim de katliam olmuş diyeceksiniz!

 Şayet samimi iseniz, Cumhuriyet tarihinde yapılan  katliamların arşivlerini açın!  Dersim, Çorum, Maraş , Sivas katliamlarının arkasında kim var, kararları kim verdi. Katiller kim ?

Bu katliamların arkasında, top yekün bir Suni İslam anlayışı mı var. Suçlu Ulus Devlet anlayışı mı, yoksa bu katliamların arkasında Diyanet teşkilatı mı, var. Bilmiyoruz, açıkla arşivleri!

Doğruyu öğrenelim! Türkiye tarihi i yüzleşsin. Biz de sizin samimiyetinize inanalım.

Yoksa hem Dersimi seveceksiniz, Dersim için  timsah göz yaşları dökeceksiniz!  Miting meydanlarında Alevilere yuh çektireceksiniz! Bu nasıl bir anlayış, anlayamayacağımızı düşünüyorsaniz’ yanılıyorsunuz!

Biz sizin Dersim’i,  kim için, neden bu kadar sevdiğinizi çok iyi biliyoruz…

 

Değerli canlar,

Birkaç sözüm de Diyanet teşkilatı için söylemek istiyorum.

Diyanet teşkilatı hala Alevi Toplumun ödediği vergilerle finanse ediliyor. Diyanetin altı bakanın bütçesi kadar bütçesi, bir milyon çalışan kadrosu  hizmet sunuyor.  Yeni bir alan daha tespit ettiler. Nasıl Almanya’ da aile doktoru var. Bundan böyle her aileye bir imam verecekler.

Diyanet teşkilatından çektiğimiz yetmiyor; bir de her Alevi aileye bir imam verecekler.

Her zaman söyledim. Bugün yine tekrar ediyorum. Tüm gericiliğin, şeriatın, tarikatların, Fettulahçıların, ırkçılığın üretildiği merkez Diyanet teşkilatıdır.  Bu teşkilat ülkemizi adım adım gericiliğe, şeriat ülkesi yapmaya götürüyor. Diyanet Teşkilatı , Suni  Arap anlayışıdır. Bu anlayışta Alevileri temsil etmiyor. Bu teşkilat kaldırılmalıdır. Bizden alınıp Diyanete verilen vergileri helal etmiyoruz…..

Alevi toplumundan oy alıp mecliste bulunan milletvekillerine de sesleniyoruz. Meclisteki varlığınız Alevilere bağlı! Aleviler olmazsa, mecliste olamazsınız! Görevinizi yapın! Demokratik ülkelerin biç birinde Türkiye’ de yaşandığı gibi yaşanmıyor. Bizim vergilerimizle Diyanet finanse ediliyor. Diyaneti kaldırmak için görev yapın, sorumluluk üstlenin diyoruz.

Bu duygularla hepinizi en içtenlikli duygularımla selamlıyorum. İyi ki varsınız! Mücadeleniz daimi olsun !

 

Aşüre´den görüntüler (08.12.2011)

31 views

Ana Özlem Akbaba Duisburg Alevi Toplumunda, Lokma duası verdi

Haber: Fatih ÇİMEN

ALMANYA’nın Duisburg kentinde faaliyet yürüten Duisburg Alevi Toplumu (DAT), Muharrem oruc’nun 7’nci gününde Duisburg’ta ilk defa bir ana Oruç açma duası verdi.

 

Muharrem Orucu’nun yedinci gününde Ana Özlem Akbaba ilk defa dede Garip Eken’le birlikte Oruç açma duası verdi.

 

Yedinci imam Musa-i Kazım’ın hayatını Dede Garip Eken anlattı. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu(AABF)Yönetim Kurulu Üyesi Veli Aydın, Avrupa Alevi’lerinin Kazanımları’ konusunun işlendiği bir konferans verdi.

 

DAT’ta, ilk defa bir Ana Oruç açma duası verdi.

 

AABF Yönetim Kurulu üyesi Veli Aydın yaptığı konuşmada, Bu kürsüden yıllarca Alevi katliamlarını anlattık. Çorum, Maraş, Sivas katliamlarını anlattıklarını belirtti. Aydın; 1924 yılında Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasıyla, Alevik inancı yasaklandı. 64 yıl boyunca yasakçı anlayışdan dolayı örgütlenemedik. Kendimize Aleviyiz diyemiyorduk. Almanya’ya geleli 50 yıl oldu. Bu yarım Asırda Aleviler, Avrupa da 1988 yılında ilk defa Duisburg’ta bir Alevi derneği kurarak adım attı. Yedi derneğin birleşmesiylede Almanya Alevi Birlikleri federasyonunu kurduk. Almanya’da Bugün 123 dernek, Avrupa’da ise 8 ülkede 240 dernekle faaliyet yürütüyoruz. AABF’nin Alevilere, İnanç örgütlemesi, Alevilik kürsüsünün oluşturulması, Alevilik Derslerinin verilmesi, AABF Cenaza kollektifi ve Yol Tv’yi kazandırdı. 240 cemevinden oluşan Avrupa Alevi Konfederasyonunu (AABK) oluşturduk. 23 yıllık kazanımlarımızı ilerleterek sahiplenmemiz gerekir. AABF İnanç kurulumuzda Hz. Ana Fatma’nında temsil edilmesi gerekir. Alevilerde Kadın-erkek eşittir. Bugün ise Duisburg Alevi Toplumu (DAT), bu eşitlik ilkesine dayalı olarak kadımlarımızda dedelerimizin görevini ehli olan analarımız eşit bir şekilde üstlenmelidir. Burada ise İlk defa Ana Özlem Akbaba, Çerağı duası ve sofra duası verecek. Bunu geleneksel hale getirereceğiz. Sadece, bundan sonra kadınlar, sofra duası değil, Cem ve Cenaze erkanını yürütecektir dedi.

 

Aydın, Almanya’ya Türkiye’den Muharrem ayından dolayı 30 dede Devlet tarafından maaşları ödenerek gönderildi. Bu dedeler nerededir. Kim için çalışıyorlar diye sorudu.

 

Ana özlem Akbaba ise, `Alevi inancında kadın erkek eşitşiği varsa, inanç kurumundada bu eşitlik kadınlarada tanınmalıdır. Sadece oruç açma duasıyla değil, Alevi toplumunun ihtiyaç duyduğu her alanda, kadınlar yönetimde olmalıdır. 12 kişilk AABF İnanç kurumunda kadın-erkek eşitliği sağlanmalı ve kadınlarında eşit şekilde temsili sağlanmalıdır’ dedi.

 

Konferansın ardından Targo bank’ında desteklediği Oruç açma için Ana Özlem Akbaba’ın sofra duası okuyarak oruç açma gününe katılanlar oruçlerini açtılar.

64 views

Yası Matem´in 3. gününde Doç. Dr. Ali Yaman kerbela olayını anlattı

Doç. Dr. Ali Yaman Muharrem ayında kerbela olayını anlattı; Hem Dersim’i Hem Ebu Suud’ sevemezsiniz.’dedi.

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na  (AABF) bağlı faaliyet yürüten Duisburg Alevi Toplumu  (DAT) Anayasa,  AKP ve Türkiye’de Alevilerin Durumu’ konulu panel yapıldı.

 

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası ilişkiler Bölümü Öğretim üyesi Siyasi Tarih Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Yaman konuşmacı olarak katıldı. Panel’de Doç. Dr. Ali Yaman, Kerbela olayı yüzyıllara damgasını vurmuş tarihi bir olaydır. Emevi hükümdarı Muaviye nasıl ki, Hz. Ali ve oğlu Hasan’ı hedef aldıysa, Muaviye’nin oğlu Yezit’te Hz. Hüseyin’i iktidarı için engel olarak gördü. Yezit, babasının ölümünden sonra Medine Valisi Velid’e bir mektup yazarak, Hz. Hüseyin’in kendisine biat etmesinin sağlanmasını,bunu reddederse öldürülmesini istiyordu. Hz. Hüseyin, Muhammed Hanefi’nin de tavsiyesiyle 4 Mayıs 680 gecesi, bütün aile fertlerini yanına alarak Mekke’ye gitti. Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmediğini ve Mekke’ye gittiğini öğrenen Kûfeliler de Hz. Hüseyin’e elçiler göndererek, Kûfe’ye davet ettiler, küfeye gelmesi halinde kendisini halife olarak tanıyacaklarını ve kendisine biat edeceklerini bildirdiler. Hz. Hüseyin Mekke’den Kûfe’ye doğru yola çıktığı sırada Müslim öldürülmüştü. Yezit aynı zamanda Küfeye gönderdiği büyük bir orduyla halkı baskı altına alıp, Kerbela çölünde İmam Hüseyin ve yaklaşık 80 kişilik aile ve yandaşlarının yolunu keserek, Hüseyin’e yezide biat etmesi (boyun eğmesi istendi), Hüseyin bunu kabul etmedi. On gün süren kuşatmanın ardından, yemek ve suyu kalmayan Hz. Hüseyin ve yandaşları, 10 Ekim 680 (Hicri 10 Muharrem 61) günü şehit edildi. Kerbela olayı Turnusol kağıdı gibidir. Siyah ve beyazdır. Bugüne kadar Diyanet İşleri Başkanlığı, Muharrem ayını ve Aşure günü olarak görüyordu. Bu davranış yanlıştır. Kerbela olayı camiilerde işlenmiyor. Mezhepçilik insanların kafasına yerleştiriyor. Ancak, topluma bizim anlatmamız gerekiyor’dedi.

 

Doç. Dr. Ali Yaman, Suni bir insan neden çocuğuna Yezit, Muaviye adını koyamıyor. Çünkü Muaviyeyi kutsal görmektedirler. Hz. Hüseyin’i değil’dedi. TRT’nın bugüne kadar kerbela olayı anmadığını belirten Yaman, Bugün Muharrem ayı, Din dersi kitaplarına girdi. Televizyon kanallarında yayınlanmaya başlandı. Ancak, Hz. Hüseyin’in şehit olduğunu söylüyorlar. Peki neden şehit olduğunu söylemiyorlar. Burada din değil siyaset ön planda olduğu içindir.  İki yüzlü davranıyorlar.  Hüzeyin’in yasında yer almıyorlar. Burada hem Hz. Hüseyin’i hemde Yezidi sevemezsiniz. Kim zulüm yaparsa yapsın bizim terazimizde onun yeri yoktur. Hükümet istediği konularda adım atıyor. Ancak, Alevilik konusunda hiç bir adım atmıyor. İleri Demokrasi’den bahs ediliyor. Alevilere ise ikinci vatandaş muamelesi yapılıyor. Devlete verdiğimiz vergiden yüzde 30’u diyanete aktarılıyor. Diyanete verilen bu paralardan Cemevlerinin elektrik, kira ve su paraları karşılanması gerekir. Hükümet suni politikalarla Aleviliği ayırıyor. Tarih bunları kaydediyor. Tarih Hz. Hüseyin’i de Muaviye’yi de kaydetti. Tarih hem Dersim’i sev hemde Ebu Suud’u sev anlayışında olaylarıda kaydecektir. Ebu Suud Efendi, Yuvuz Sultan Selim’in Şeyhül İslam’ı. “Alevilerin, canları, malları, namusları size helaldir” diye fetva veren kişidir’ Bu anlayışı savunanlar çağdışı fikirli olanlardır’ diye konuştu.

 

 Fatih ÇİMEN/DUİSBURG

33 views