Maraş Katliamının otuz üçüncü yılı. Geçen yıl olduğu gibi bu yılda AABF Maraş Katillerini yerinde teşhir için Maraş’a gitmeye karar verdi. AABF’yi temsil eden heyet 23. 12. 2011 günü Gaziantep’ e hareket etti.
AABF heyeti: AABK genel başkanı sayın Turgut Öker, AABF ikinci başkanı sayın Ali Ertan Toprak, AABF genel sekreteri sayın Hüseyin Mat, AABF genel sekreter yardımcısı sayın Mahmut Akgül, AABF GYK üyesi Veli Aydın, AABF Kuzey Bölge başkanı Cengiz Orhan , AABF Kuzey Bölge sekreteri sayın Ecevit Uğurlu’ dan oluşmaktaydı. Hem Avrupa’ da hem de Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde şehitlerimizi anmak AABF’nin en önemli görevlerinden biriydi. Tüm zorluklara, engellere rağmen Maraş şehitlerini katliamın gerçekleştiği topraklarda anmak ayrı bir anlam taşıyordu.
Sayın Oruç Yağbasan Maraş’lı olduğu ve bölgeyi iyi tanıdığı için önceden gerekli organizeyi yapmıştı. Hava alanında bizleri bekliyordu. Avrupa heyetini otele götürmek için otuz kişilik küçük bir otobüs kiralamıştı. Bu otobüsle yola çıktık. Gaziantep’te kalacağımız otele vardık. Aynı otele ABF’ nun temsilcileri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’ İngiltere, Fransa, Avusturya Federasyonlarının heyetleri, Yol TV’nin İcra Kurulu, açıkçası hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın tüm Alevi bileşenleri aynı otelde buluşmuştu. Gelişen olayları ve yenti durumu birlikte değerlendirme imkânı kendiliğinden doğmuştu…
Durum Değerlendirilmesi
Otelde bulunan tüm bileşenlerle otel salonunda genel bir değerlendirilmenin yapılmasına karar verildi. Tüm katılımcılar otel salonunda toplandı. Toplantıyı yönetmek için Sayın Selahattin Özel, Kemal Bülbül, Necdet Saraç divandaki yerlerini aldılar. İlk başta Sayın Özel, sayın Bülbül o ana kadar yapmış oldukları çalışmalar ve yazılı başvurular hakkında çatı örgütlerinin tüm katılımcılarına bilgi verdiler. Anma törenin Narlı beldesinde yapılmasına daha yeni izin verildiğini açıkladılar. Maraş için yapılan başvurulara izin verilmediğini, belgeleri göstererek açıkladılar. İzin ancak Narlı için verilmişti. Maraş’ta anmalar ve Maraş’a girişler yasaklanmıştı. Daha evvel de valilik bu yasağı kamuoyu ile paylaşmıştı. Herkes zaten bu yasağı biliyordu. Önemli olan bu yasağın nasıl delineceğiydi. Bu yasak sadece valilik yasağı değildi. Yasak AKP Hükümetinin yasağıydı. AKP Hükümeti, Sivas anmalarını tecrübe edinerek, Maraş Katliamını unutturmak istiyordu. Onun için Maraş anmalarına izin vermiyordu.
ABF temsil heyeti, ABF bileşenlerini Narlı’ ya çağırdıklarını, Narlı’ da gelenlerin yalnız bırakamayacaklarını, şayet imkân ve şartlar el verirse Maraş’ a yürüyeceklerini, aksi durumda küçük bir heyete izin verileceği, ancak bu temsili heyetin Maraş’ a gitme garantisinin olmadığını belirttiler.
Avrupa Heyeti ile Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı: “Korkunç katliam Maraş’ta olmuştu ve anma töreninin muhakkak Maraş’ ta yapılması gerekir, valilik kararının delinmesi gerekir. Çünkü biz anma törenini Maraş’ta yapmak için geldik. Ve mutlaka Maraş’ a gitmeliyiz, dediler. Pir Sultan Dernekleri heyeti her ne kadar bu toplantıda yoktuysa, onlarda Maraş’a gitmenin gerekliliğini bildirmişlerdi. ABF temsil eden heyet Narlı’ da olacaklarını, Maraş’ a gidenlere de bir şey söylemeyeceklerini belirttiler. Bunun üzerine Avrupa heyeti, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, gece saat 24.00 te Maraş’a hareket etti. Maraş’a sabah girmenin, imkânsız olduğunu herkes biliyordu. Ancak gece gidebilmenin mümkün olacağını bildiğimiz için Avrupa ve HBAKV heyetleri gitmeye karar verdi. Amaç sabah saatlerinde valiliğin önüne karanfil bırakıp hiç olmazsa şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunmaktı. Maraş’a vardığımızda saat 0.30 du. Elli kişilik gurubu gören otelci “yerim kalmadı,” dedi. Oysa daha evvel yapılan rezervasyon yapılmıştı. Buna rağmen yer yok dedi.
Konaklamak için gece saatlerinde otel aramaya başladık. Nihayet ikinci sınıf bir otel hepimizi kabul etti.
Narlı Beldesi
Gaziantep ile Maraş arasında, Maraş’ a yirmi kilometre uzaklıktadır. Pazarcık ilçesine bağlıdır. Alevilerin yerleşim alanıdır. Bu beldede yeni inşa edilmiş bir Cem evi var.
Valilik anma törenini Maraş’ın dışına gözlerden uzak küçük bir beldeye atmıştı. Amaç katliamın duyurulmasını engellemekti. Alevi canlar: katliam Narlı’ da yapılmadı ki, Narlı da anma yapılsın, diye itiraz ediyordu. Katliam Maraş’ta yapılmıştı; Maraş’a gidilmeliydi!
Biz, anmanın Maraş şehrinde yapılması için buralara kadar geldik diyorlardı.
Bir Hafta Önce Vali ile görüşenler hata yapmıştı.
Edindiğimiz bilgilere göre bir hafta önce Maraş Valisi, Maraş’ın ileri gelenleri, Maraş Ziraat Oda Başkanı, ABF temsilcileri ve Maraş’ta faaliyet yürüten iki Alevi Derneğinin yöneticileriyle bir yemekli toplantıda buluşmuşlar. Vali Bey bu yıl bu anmaya izin vermeyeceğini, bu yemekli toplantıda söylemiş! Anmanın Narlı beldesinde yapılmasını önermiş. O toplantıya katılan Alevi Bileşenleri de bu öneriyi kabul etmişlerdi. Böylelikle vali görüşmeye katılan Alevi bileşenlerinin nabzını ölçmüş; onlar itiraz etmeyince kararını da çok rahat vermişti. Bazı söylentilere göre Vali Bey aynı toplantıda Avrupa’dan gelen Aleviler içinde olmamak şartıyla temsili bir heyetin Maraş’a gelmelerine izin vereceğini belirtmişti.
Valiliğin Önüne Karanfil Bırakma ve Saygı Duruşu
O gece Polis Teşkilatı Avrupa ve HBVAKV heyetlerinin bulunduğu otele gelmiş hepimizin kimlik bilgilerini otelden almıştı. Sabahleyin Ziraat Odası Başkanı otelde bizi ziyarete geldiğinde AABK genel başkanı, kendisine “Valiliğin önüne gideceğimizi, karanfil bırakacağımızı, saygı duruşunda bulunacağımızı, söyledi. “Bizler bunun için buradayız, her şeyi göze aldık, bu anmayı Maraş’ ta yapmak için Avrupa’dan geldik,” dedi.
Z. Odası Başkanı Vali ile görüşmeye gitti. En az elli kişilik heyet Valiliğe doğru yürüdük. O an polisler tarafından çembere alınmıştık. Ortam gergindi. Sokaktaki herkes şaşkın bir şekilde bize bakıyordu. Otuz üç yıl evvel yapılan Maraş katliamını unutmuşlardı. “Bunlar ne yapıyor; diye soranlar,” vardı. Tüm medya Valilik ve polis tarafından Narlı’ ya yönlendirilmişti. Ama “Yol TV” yanımızdaydı ve yürüyüşü esnasında da çekimlerini yapıyordu.
Valiliğe kadar yürüdük ve Valiliğin önüne karanfillerimizi bıraktık. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonun Dedesi Gülbenk duası okudu. Saygı duruşunda bulunduk. Konuşmalar yapıldı. Artık amaca ulaşılmıştı. Vali yasağı kırılmış ve kamuoyuna şu mesaj verilmişti. Bundan sonra da yasaklara rağmen Maraş’a gelinecek ve şehitlerimiz anılacaktı. Burada istediğimizi yapmış amacımıza ulaşmıştık. Arabalarımıza doğru yöneldik. Çünkü artık Narlı beldesine doğru hareket etme, oradaki kitleye ulaşma zamanı gelmişti.
Narlı’ ya varan´a kadar tam dört alanda yollar tutulmuştu. Birinci polis barikat Maraş çıkışında bizleri durdurdu. Gelen tüm arabalar kontrol ediliyordu. Alevi yerleşim alanlarından gelen tüm otobüslerin önü tutulmuş, Maraş’a da, Narlı’ya da izin verilmiyordu. O gün komşu şehirlerden uçaklarla polis Maraş’ a getirilmişti. Narlı beldesine kadar da en az üç yerde jandarma barikatı kurulmuştu. Aldığımız bilgilere göre bir tabur jandarma Narlı’dan itibaren yollarda barikatlar kurmuştu. Adana’dan, Mersin’den, İstanbul’dan, Antep’ten, Göksu’dan ve diğer il ve ilçelerden gelen Alevilerden birçoğuna “Maraş size yasak,” denilmişti. Birçoğu bunlara inanıp geri dönmüştü. Alevilerin Narlı’da birikip büyük kalabalığın oluşmaması için planlar uygulanmıştı. Biz Maraş’tan kolayca çıktık. Çünkü Maraş’tan çıkmak kolay, ama Maraş’a girmek o gün Aleviler için yasaktı. Birçok kontrolden sonra nihayet Narlıya vardık.
Bine yakın kitle engelleri aşıp Narlı’ ya kadar gelebilmişti. Halk Maraş’ a gitmek istiyordu. Ama Jandarma Narlı girişinde arka arkaya tam beş sıra etten duvar örmüştü. Kalkanlarla kendilerini korumak, coplarla Alevileri dövmek için hazır bekliyorlardı. Barikatı yarıp Maraş’ a ilerlemek istiyordu. Direnmekten yanaydılar. Bunun mümkün olmadığını bilen ABF temsilcileri gelen kitleyi sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Ama gençler yöneticileri de dinlemiyor, tepki gösteriyorlardı.
Barikatlar zorlanınca biber gazı sıkmaya başladılar ve gençlerin bir kısmı gözaltına alındı. Direniş daha da canlandı, heyecan yükseldi, ortam gerildi. Fakat jandarma yol vermiyordu. ABF yöneticileri, dokunulmazlığı olan milletvekili Durdu Özpolat ile birlikte yola çıktılar. Ancak onlar da barikatları aşamadılar. Geri çevrildiler.
Halk haksız yere tutuklanan gençlerin serbest bırakılmasını istiyordu. Tepkinin büyüyeceğini sezen yetkililer tüm gençleri serbest bıraktı. Narlı’ daki kitle de geri döndü. Ortam biraz sakinleşince birkaç ABF yöneticisi, Maraş milletvekili sayın Durdu Özpolat ile birlikte Maraş’ ın istasyon caddesine giderek basın bildirisini okumuşlar.
Neden Böyle Oldu?
Bir hafta evvel toplantıda Resmi makamların Narlı beldesinde toplanma önerisini Alevi Bileşenlerinin temsilcileri kabul etmeselerdi; Avrupa’dan gelen arkadaşların direndiği gibi direnmiş olsalardı, Maraş’ ta kitlesel anma yapılabilirdi.
Yine Gaziantep’te yapılan durum değerlendirilmesinde herkes o gece Maraş’ a gitmeyi kabul etseydi, yakın çevreye de haber verilerek kitlesel bir anma yapılırdı. Valinin çizmiş olduğu çerçeveden çıkamayanlar, Narlı’da ki barikata takılıp kaldılar. Ama gençlerimiz Pir Sultan direnciyle direndiler. Onlar onurlu direnişleriyle Maraş’taki acı olayları kamuoyuna taşıdılar. Eğer gençlerin direnişi olmasaydı. Bu yılki anmalar kamuoyunun gündemine giremezdi. Gençlik sadece doğru bir önderlik bekliyordu. Dava için mücadeleye hazırdı ve gerekeni yaptılar. Cesaretli davranarak Maraş Katliamını, Türkiye gündeminin birinci maddesi olmasını sağladılar. Gençlerimiz olmasaydı, bu yılki anmalar sönük geçecekti. Yasaklara rağmen Maraş katliamı Türkiye’ nin birinci gündem maddesi yapan gençliğimizle gurur duymalıyız. Yüreğinize sağlık gençler…
Diyarbakır/Ahmed Anıları
AABF ‘nu Diyarbakır Cem Evinin açılışı için davet edilmişti. Onun için Avrupa heyeti Maraş’ta ki şehitlerimizi andıktan sonra Diyarbakır’a doğru hareket etti. Dört saatlik yolculuktan sonra Diyarbakır’ a vardık.
Türkiye’nin iki mazlum halkı var; bunlardan biri Kürtler, diğerleri Alevilerdir. Bu iki halk mazlumdur. Sömürülmüş ve yok sayılmıştır. Kürtler kendi davalarına sahip çıkarak kendi yaşadıkları şehirlerde belediye başkanlıklarını kazanıp iktidar olmuşlar. Ahmed bunların başında gelir.
Bilindiği gibi Aleviler sadece Maraş’ ta soykırımına uğramadılar. Osmanlı döneminde onlarca büyük katliam yapılmıştı. Cumhuriyet döneminde ilk Alevi soykırımı Dersim’de yapıldı. Açıklanan resmi belgelere göre 13.800 Dersim’ li soykırımına uğramış. Aslında gerçek sayılar bunun en az iki katıdır. Cumhuriyet’ in ilk gaz bombaları Dersim’de mağaralara sığınan kadınların, çocukların sivil insanların üzerine atıldı.
Kendi belediyelerinde iktidar olan mazlum Kürt halkı neden diğer mazlum halk olan Aleviler için bir Cem evi inşa etmiyor diye düşünürdük. Mazlum halklar birbirlerini daha iyi anlamalıydı. Bu eksikliği eleştirirdik. Ama Kürt halkının mücadelelerini saygıyla kabul eder ve desteklerdik. Aynı saygıyı onlardan da Aleviler için talep ederdik. Nihayet
düşündüklerimiz bir şehirde gerçekleşmiş. Diyarbakır belediyesi tarafından bir Cem Evi yapılmış. İleride bu güzel örneklerin çoğalacağına inanıyoruz.
Baydemir`in Deyimiyle: Pir Seyit Rıza ve Şığ Sait Buluşması
Diyarbakır’ın girişinde büyük panolarda “Cem Evi’nin açılış pankartları” asılıydı. Diyarbakır Belediyesi kendi imkânları ile Güneydoğu’nun en büyük Cem Evinin açılışına, hem tüm Diyarbakır’lıları hem de Tüm Alevi Bileşenlerini davet etmişti. Almanya’da ve Dersim’de gezdiğimizde kendimizi nasıl güvende his ediyorsak; Diyarbakır’da da kendimizi aynı derecede güvende his ettik.
25.12.2001 günü saat 12.00 de özlenen buluşma gerçekleşecekti.
AABK genel başkanın başkanlığında ki heyet alana girdiğinde, AABK genel başkanı karşılandı ve protokol bölümüne alındı. Konuşmalar başlamıştı. Toplumu heyecanlandıran konuşmaları AABK başkanı Sayın Turgut Öker, ABF genel başkan yardımcısı Sayın Kemal Bülbül ve Ahmet Belediye başkanı Sayın Osman Baydemir yaptılar. Mazlum halkların temsilcileri bir araya gelmiş; geçmişte dedelerinin karşılıklı yapmış olduklarından ders çıkarmış; özeleştiri yapıyorlardı. Diyarbakır Belediye Başkanı aynen şu sözleri ifade etti: “Bu Kavim Coğrafya’ da, bu Cem evinin açılışında, Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan, Seyit Rıza’ nın torunları ile Selahattin Eyübü, Şığ Sait’ in torunları hep bir aradayız, birlikteyiz! Eksikliklerimizi telafi edeceğiz. Hatalarımızı gidereceğiz. Mazlumların haklarına sahip çıkacağız! Bu Kavim Coğrafya’ da, bir daha hiçbir insan inancından,dininden dolayı yok sayılmayacak; horlanmayacak ve ötekileştirilmeyecektir. Ahmet şehrinin hizmetkarı olarak hepinize söz veriyorum.”
Diyarbakır Cem Evi, Büyük bir cem salonu, Seyit Rıza Konferans salonu, Cenaze Erkânın yürütüldüğü salon, mutfak ve yönetim kurulu odalarından oluşuyor.
Aramızda bulunan AABF Kuzey Bölge başkanımız sayın Cengiz Orhan Diyarbakır’lıydı. Bundan dolayı Diyarbakır’da konaklamamız her yönüyle kolaylaştı.
Belediye Başkanı Ali Osman Baydemir
Sayın Baydemir, açılıştan sonra Pir Sultan Dernekleri, Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonlarının heyetlerini makamında kabul etti. Bu görüşmede iki saat boyunca mazlum toplumların sorunları, birlikte çalışmanın koşulları, geçmişte yapılan hatalar, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonun kazanımları konuşuldu. Taraflar bu görüşmeden de çok memnun ayrıldı.
Bununla da kalınmadı, Sayın Baydemir, tüm Alevi Kuruluşlarının heyetlerini akşam saat 19.00 birlikte yemeğe davet etti. Hem başkanın makamındaki ziyarette hem de akşam yemeğin de BDP’nin eş başkanı Gülten Kışınak, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Aysel Tuğluk ve BDP milletvekilleri de bulundular. Herkes bu buluşmadan çok memnun ayrıldı.
Umut ederim ki bu buluşma bundan böyle birlikte mücadele etmenin koşulları için ilk adım olur. Ülkemizin demokratikleşmesi için bu buluşma tarihi bir olaydır. Farklılıklarımızı koruyarak, ülke sorunlarını çözmede bir araya gelinmelidir. Şimdiye kadar Alevileri Kürtlere karşı, Kürtleri Alevilere karşı kışkırtıp, bu mazlum toplumlar arasında ön yargı oluşturanların hayalleri kursaklarında kalır. Birlikte mücadele ile Kürtler ve Aleviler kendi demokratik haklarına kavuşurlar.
Veli Aydın
AABF GYK Üyesi
3 views




