Home / Genel / AGD Bildiri Eylül 2012

AGD Bildiri Eylül 2012

Değerli Canlar,

Son dönemlerde, özelikle Türkiye ve orta doğu corafıyasında gelişen olaylar, biz Aleviler açısından kaygı verici ve düşündürücü bir durum haline gelmiştir. Bu bakımdan hepimizin durumu ve gelişen olayları çok dikkatli takip edip, nasıl bir yol izliyeceğimizi düşünmemiz gerekir. Bunu yapabilmemiz içinde gelişen olayları hafızalarımızda, daima taze tutmamız gerekmektedir. Bu açıdan siz değerli canlara son dönemlerde gelişen bazı olayları, kısa bir şekilde asağıda özetleyip sunmak istiyoruz.

Canlar,

Bizler inancımızı ve kütürümüzü tanımlarken, insana duyulması gereken sonsuz bir hürmeten  söz ederiz ve Hakk`ın insanı kamilde tecceli ettiğine inanırız.

Alevilik, Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan, temelinde insan sevgisi bulunan her dine, mezhebe her inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline, diline, beline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, eşitlikçi, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, İslam dinini kendine göre yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil olma yoludur.

Canlar,

Tam bu noktada şu soruyu sormamız gerekiyor kendimize.  Alevilik bu denli güzellik taşıyan bir inanç ve kültürel kimlik olmasına karşın, neden hep hakaretlere mahruz kalıyor?

Çünkü, Aleviler kendi inaclarına ve kimliklerine yeterli derecede sahip çıkmıyorlar. Örgütlü çalışmaya katılmıyorlar. Cemevlerine ve derneklerimize arzu edilen katkıyı sunmuyorlar. Ulu Pirimiz, Pir Sultan`nın deyimiyle “Gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım” kaydesini malesef çok az sayıda Alevi sahip çıkıyor. Çok sayıda canımız gelip bir olmuyor, dolayısıyla iri vede diri olamıyoruz. Artık herkesin sadece kendi özel ihtiyaçlarını ve egosunu düşünmekten ziyade, toplumsal ihtiyaçlarımızı ve çıkarlarımızıda düşünmesi gerekmektedir. Bu güzel inancı ve kültürü gelecek nesillere aktarmamız, ve herşeyden önce varlığımızı, güvenliğimizi teminat altına alabilmemiz için bütüncanların gayret içinde olmaları gerekir. Tek başına üye aidati ödemekle bu işlerin yürüyemiyeceğini herkes bilmek zorunda. Üye olmayan Alevilerinde bir an önce inanclarına sahip çıkmaları lazımdır.

Canlar şimdi son zamanlarada gelişen bazı olaylarıbirlikte hatırlayalım!

Başbakan Tayyip Erdoğan´nın Alevilere karşı tutumu:

Tayyip Erdoğan, daha İstanbul belediye başkanı`iken Karaca Ahmet Cem Evini yıktırmaya tessebüs etmiştir, fakat buna muhafak olamamıştır. Alevilere karşı düşmanca tutumu belediye başkanı`iken kendini göstermiştir. Cem Evlerini “Cümbüş Evlerine” benzetmiştir.

Başbakan yine çok yakın zamanda Cem Evlerine “ Ucube” yani ne olduğu belirsiz acayip bir yer benzetmesi yapmıştır.

Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti geçen seçimlerde, CHP Genel Baskanı Kemal Kılıçdaroğlu`nun Alevi olması nedeniyle muazam sadırılarda bulunmuş, Alevileri seçim meydanlarında yuhalatmıştır. Kılıçdaroğlu`nun soyunu sopunu sorup, Alevileri rencide etmiştir.

Başbakan Suriye´de ve Orta Doğuda gelişen olaylar karşısında mezhep ayrımcılığı yapıp oradaki sünnileri ve kökten dinci örgütleri desteklemektdir. Yaptığı ayrımcı konuşlmalar sünni halkın, Alevi halkına karşı ön yargılı davranmasına yol açıyor ve kışkırtıcı tavırlar gelişiyor. Toplumsal barış bu nedenle büyük bir darbe alıyor.

Kartal Cem Evinin saldırıya mahruz kalması:

Yine, yakın bir zamanda İstanbul Kartal´da, alevi ibadethanesi olan bir Cem-evine saldırıda bulunulmuştur. Çevre halkı bu olaya tepki gösterip protesto etmiştir.

Alevi Vatandaşların Evlerinin işaretlenmesi:

Başta Adıyaman, Malatya ve birçok der illerde Maraş olayları” benzeriAlevilerin evleri aretlenmiştir. Bu da toplumda korku ve paniğe yol açmıştır.

Yargıtayın Kararı:

Adaleti eşit dağıtması gereken Yargıtay bile, Başbakanın ve Diyanet İşleri Başkanlığının talimatlarına göre karar veriyor. İdari Mahkemenin Cemevi ibadet yeridir; kararına itiraz eden Ankara Valiliğinin itirazını Yargıtay karara bağladı. Karara göre Cemevi kültür evidir; İslam`da ibadet  yeri  Cami`dir. Sayet, Müslüman iseniz Camiye geliniz deniyor. Bu karar Arap Emevi anlayışınıbir kanıtıdır. Bu anlayış başta Hz. Ali Efendimize, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, 12 İmamlar, Pir Sultana ve geçtiğimiz yüzyılda Maraş´ta, Çorum´da ve Sivas´ta canlarımıza kıyan zihniyet olarak yine  başında olduğunu göstermektedir.

Ramazan ayın´da Alevilerin yaşadığı olumsuzluklar:

Her Ramazan Orucun`da Aleviler çok vahim mahalle baskılarına maruz bırakılıyor. Bu baskıya direnenlerin evleri taşlanıyor. Malatya`nın Sürgü Beldesinde: “Evimin önünde davul çalmayın; ben sabah erken işe gidiyorum.”  diyen Alevi Ailenin evi taşlandı; ahırı yakıldı. Aile linçedilmek istendi. Buna benzer olaylar birçok ilde de yaşanmaktadır.

TBMM´de Cemevi istemi:

Dersim milletvekili sayın Hüseyin Aygün, ben Aleviyim! İbadet yerim Cemevi`dir, hem beniiçin hem de gelen ziyaretçileriiçin TBMM`de Cemevi açılmasını istiyorum, diye TBMM Başkanına yazılı Başvuru yaptı. Mecliste Cami var, Cemevi`de olmalıdır; dedi. MecliBaşkanı Cemil Çiçek, bu öneriyi Diyanet fetvalarını neden göstererek ret etti. Katıldığı bir televizyon programında aynen söyle dedi: “Bu  tarihi derinliklerden geliyor”. Aslında bu açıklamanın anlamı şudur, ve Cemil Çiçek şunu demek istiyor: “Biz siz Alevileri tarihten beri yok sayıyoruz, zulüm ediyoruz: etmeye devam edecegiz!”

Şehit cenazelerinde yapılan ayrım:

Hepimizin bildiği gibi Türkiye`de otuz yıldan beri bitmeyen bir savaşvar! Türk Sünni İslam sentezi Alevileri yok saydığı gibi Kürtleride yok sayıyor.  Alevilere Camiye gelin! Kürtlere`de Türk olun diyor! Bu iki büyük sorunun çözmü tam anlamda demokrasiyi hayata geçirmekle olur. Herkesin etnik ve inançsal kimliğine saygı duyularak olur. Bu savaşancak demokratik hakların verilmesiyle son bulur. Aksi takdirde bir çok ailenin göz yaşı dinmeyecek. Türkiye Devleti, Alevi çocuklarını askere alıp cepheye gönderirken sağolsun hiçbir ayrım yapmıyor, ama ölen şehitasker Alevi olunca, devlet hemen ayrım yapıyor: Cemevlerin`de yapılan cenaze törenlerine katılmıyor;  Alevi askerlerin cenazelerini resmi tören yapılacak diye camiye götürmeye kalkıyor ve Cemevlerinde yapılan cenaze törenlerine katılmıyorlar. Bu kabül edilecek bir durum değildir. Alevilere yönelik bu kadar vukuat iki üç ay içinde oldu! Düşünün son dönemlerde ne kadar çok hakaretlere maruz kalmışız.

“Kimsenin ayıbını görmeyen cana aşk olsun”

“Nefsine ağır geleni, kimseye tatbik etme”

(Hünkar Hacı Bektaşı Veli)

Hazırlayanlar: Bülent Korkmaz ve M. Ali Yaşar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir